Biri dünya, diğeri adaylık masasında: Menü’de ne var?
Bir yanda savunma sanayiinde yeni projeler, çok kutuplu dünya düzeninde söz sahibi olma çabası, deprem bölgesini kalkındırma hamleleri, Suriye’nin yeniden inşa sürecinde etkin rol oynama arzusu, yeni bir ticaret rotası için Asya-Pasifik açılımı masası. Diğer yanda ise altılı masa hikayelerinden kalma, cumhurbaşkanlığı yardımcılığı orta oyunundan esinlenme bir akşam yemeği masası.
Terörden savunma sanayiine, uluslararası iş birliklerinden enflasyonla mücadeleye kadar geniş bir menü karşısında şefin spesiyali “Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?”. Ön seçim mi uzlaşı mı derken güçlü bir lider portresi karşısında beliren kaotik muhalefet görüntüsü.
Masaya oturan herkesin menüde olmayan yemeği tercih ediyor olması, “hiç mi yok” çaresizliği, boş tabaklar, kaybolan iştahlar. Türkiye’nin makus muhalefet cephesinde kimin aşçı olacağı tartışmasının gölgesinde aç kalan çaresiz seçmenler. “Ölüm, ölüm dediğin nedir ki gülüm, ben senin için yaşamayı göze almışım” dizelerine hasret epik altılı masalları.
İster sabah kahvaltısı ister akşam yemeği olsun iktidar ve muhalefetin menüleri arasındaki derin uçurum, iki tarafın strateji üretme biçimi ve hangisinin kapsamlı ve çok boyutlu bir politika setine sahip olduğu konusunda bir tat veriyor.
Terör örgütüne silah bıraktırma, ABD ile yeni döneme dair uluslararası stratejik işbirlikleri, enflasyonla mücadele, nüfus artış hızının yavaşlaması gibi temel konulara dahi iç görü geliştiremeyen muhalefet cephesinde menemenin soğanlı mı yoksa soğansız mı olduğu tartışmaları sürüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde siyasal iktidar hem iç politikada hem de uluslararası alanda belirleyici bir aktör olarak kendisini konumlandırıyor. Muhalefet ise dar ve sınırlı çerçevede bu bütüncül politika karşısında parti içi liderlik ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesini aşabilmişe ve bir sürede aşabileceği benzemiyor. Kaşığı çok ama kazanı boş muhalefet........
© Yeni Şafak
