menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir davanın yirmi beş yılı

11 0
latest

Bir davanın yirmi beş yılı

14 Ağustos 2001’de Ankara’da, yoksulluk, yasaklar ve yolsuzlukla hesaplaşmak için yola çıkan bir hareket, bugün çeyrek asrı geride bırakıyor. Kurulduğu gün elinde iktidar bulunmayan, sadece üç kelimeye karşı verilmiş bir söze tutunan bu hareketin yirmi beşinci yılını dolduran yolculuğu; seçim sandıklarındaki mücadeleyi, verilen sözlerin gücünü ve dünyanın mazlum coğrafyalarındaki derin izleri bir arada barındırıyor. Tüm bu süreç; bir sandık hikâyesini, bir slogan tarihini ve bir dış politika muhasebesini aynı davanın ayrılmaz yüzleri olarak birleştiriyor.

SABIRLA ÖRÜLEN BİR ZAFER ZİNCİRİ

Bir partinin ömrü, üst üste konan zaferlerin sabrında yazılır. 3 Kasım 2002 sabahı Türkiye uyandığında, on beş aylık bir partinin oyların 4,28’ini toplayarak tek başına iktidara yürüdüğünü gördü. Bu durum, koalisyonlar çağının enkazında biriken bir öfkenin ve 2001 krizinin yaralarını saran bir toplumun verdiği cevaptı.

Geriye dönüp bakıldığında, şu kronolojik özet sürecin omurgasını ortaya koyuyor:

Yedi farklı Türkiye fotoğrafı ve yedi farklı ruh hali yaşansa da hepsinin altında tek bir hakikat olduğunu görüyoruz.

Bir sloganın gücü, söylediği kelimede değil, dokunduğu yarada saklıdır. AK Parti’nin yirmi beş yıllık serüveninde her slogan, toplumun o anki en derin ihtiyacının adı oldu. Bu kelimeler; milyonlarca insanın günlük hayatındaki sıkıntıyla, öfkeyle ve hayalle kurulan sessiz bir temas biçimi olarak öne çıktı.

2002’de “Tek Başına İş Başına” denildiğinde, koalisyonlar çağının yorgunluğuna, istikrarsızlığa ve........

© Yeni Şafak