menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam dönemi felsefesi (2)

48 0
18.05.2026

İslam tarihinde Hz. Peygamber (sav) döneminde başlayan, Hulefâ-i Râşidîn ile devam eden, Emevîler döneminde zirveye ulaşan bir coğrafi genişleme olmuş, o dönemin bilinen dünyasının önemli bir kısmı Müslümanların yönetimine girmiştir. Kısa sürede gerçekleşen bu muazzam fütuhat, tahmin edileceği üzere sadece siyasi bir genişleme değildir. Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği hakikat ve bu hakikatin gereği olan yaşam tarzı, kadim dünyanın belli başlı merkezlerine ulaşmış ve oralarda kök salmış dinî gelenekler, hukukî teamüller, örfler, adetler ve alışkanlıklarla karşılaşmıştır. Genişleme ve yayılma sayesinde bir din ve hayat görüşü olarak İslam’ın kuvve halindeki hususiyetleri fiil haline gelmeye ve tahakkuk etmeye başlamıştır. Hz. Peygamber’in kurduğu nizamın dini, siyasi ve içtimai kabiliyetleri farklı medenî havzalarda yeşerme imkânı bulmuştur. Karşılaşma ise esas itibariyle yeni dinin temsili, mevcut geleneklerden tefriki ve sahihliğinin sınanma tecrübesini mümkün kılmıştır.

Bugünün İspanya’sından Hindistan’daki İndus nehrine uzaman topraklar bütün dönemlerde muazzam bir hacimdir. Mesele bir Arap fütûhâtı olsaydı bu vakıayı güçlerini birleştiren Arap kabilelerinin ulaşabildikleri toprakları........

© Yeni Şafak