Psikolojik savrulmaya karşı çıkmak
Gazze ölüyor!
ABD-İsrail vahşetinde silahlarına karşı direnenler açlığın pençesinde can veriyor.
SiyoNazi
bakanlarından biri mazlumları aç bırakarak öldürmeyi
başarı
olarak gösteriyor. Bir deri bir kemik kalmış çocukların, kadınların, paketleri yırtılıp yerlere saçılmış undan bir avuç olsun kurtarmaya çalışan avurtları dişlerine geçmiş babaların, kardeşlerin görüntüleri o başarıdan birer örnek olarak servis ediliyor medyaya, daha “insanlık öldü mü?” sorusuyla insana mahsus olmadığı ve dolayısıyla asla bir insan eylemiyle nitelenmesi belli olduğu halde…
O halde nasıl oluyor da SiyoNaziler ve müttefikleri insan tanımında ortak olabiliyorlar? Gazzelileri aç bırakmakla övünen o SiyoNazi bakan, nasıl oluyor da hâlâ insanların içinde yaşamaya devam edebiliyor? Onun bir
bel hum edal
olduğunu bile bile mefluç vicdanlarıyla onu destekleyenler onunla aynı aşağılık konumu paylaşmış olmuyorlar mı? Gazze nedeniyle merhamet ehlinin ruhen savrulmasına karşılık olarak mı sürdürüyorlar varlıklarını; savrulanın savruluşlarında da zillete düşüp, insanlıklarından utanmaları, hayattan soğumaları, acizyetin, güçsüzlüğün dibine inmeleri ve böylece ruhsal yönden de SiyoNazi zulmüne karşı çıkamayacak, bir hayat ve hareket, küçücük bir direnç belirtemeyecek seviyeye düşmeleri mi için mi?
Psikolojik savaşa
dair olan bu soru, Gazze’yi yazanın kendi çaresizliğini yazıyor olma, yazmayanın farklı temalarla yazdığını ondan bir kaçış gibi görme gelgitinde savrulanın varlığını bizzat bilmem........
© Yeni Şafak
