menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Perspektiften imgenin tiranlığına

59 0
29.08.2026

Perspektiften imgenin tiranlığına

Önceki yazımızda perspektifin görüleni olduğu gibi nakleden bir ayna olmadığını; bilakis gözün görme yerini sabitlediğini, buna göre nesneleri büyüttüğünü ya da küçülttüğünü ve mekânı belirli bir bakış noktasından hareketle ölçülebilir hâle getirdiğini söylemiştik.

Böylece görünür dünya, gözün karşısında kendiliğinden duran bir varlık alanı olmaktan çıkarak belirli bir merkeze göre yeniden kurulur. Aynı zamanda ölçüye sokulan sadece mekân değil, görmenin kendisidir; daha doğrusu görme, matematik bir tertibin içine alınır.

Bu tertip, nesnel olduğu iddiasıyla ortaya çıksa da özünde seçilmiş bir gözün hükmünü genelleştirir. Yani her şeyi tek bir noktadan görünür kılarken, o noktanın dışında kalan görme imkânlarını hakikatin dışına iter. Böylece gözün tabii cilvesi, gözün iktidarına dönüşür. Yakındaki şeyin büyük, uzaktaki şeyin küçük görünmesi artık sadece bir görme hadisesi değildir; yakınlığı ve uzaklığı, büyüklüğü ve küçüklüğü, merkezi ve çevreyi tayin eden bir düzenin ilkesi hâline gelir.

Panofsky, perspektifle ilgili çatışan tutumları dengeleme gayretine rağmen tartışmanın özünü gizleyemez. Deyim yerindeyse baklayı, perspektifin dinî sanatla ilişkisini açıklarken ağzından çıkarır: Ona göre sanatsal nesnelliğin fenomenal olanın alanına taşınmasıyla perspektif, dinî sanata büyüsel ve dogmatik-simgesel alanların kapılarını kapatmış; buna karşılık görsel ve psikolojik olanın alanını açmıştır. Mucize artık sanat eserinin kurduğu görünür mekâna girerek izleyicinin dolaysız........

© Yeni Şafak