menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Selefîlik ile sûfîlik arasındaki gerginliği nasıl hafifletebiliriz (2)

25 0
yesterday

Selefîlik ile sûfîlik arasındaki gerginliği nasıl hafifletebiliriz (2)

Müslümanlar, Allah’ın birliğine (tevhide) inanmakla mükellef oldukları gibi Müslümanların birliğini (ittihadını) sağlamakla da sorumludurlar. Tüm Müslümanların, buna imanın şartlarına inandıkları gibi inanması gerekir. “Müslümanların birliğini sağlamak”tan kastımız, mezhep ve meşrep farklılıklarının ortadan kaldırılıp tüm Müslümanların tek mezhep ve görüş altında birleşmesi değil elbette. Böyle bir şey zaten mümkün de değildir. Kastımız, görüş farklılıklarımız ne olursa olsun İslam şemsiyesi altında bir araya gelebilmek ve farklılıklarımıza rağmen birbirimizi kabul edip kucaklayabilmektir.

İslam ümmetinin başına gelebilecek en büyük felaket, bütün mensuplarının aynı şekilde düşünmemesi değildir. Asıl felaket, farklı düşüncelere sahip olan ümmet mensuplarının, birbirlerini ümmetten dışlamaları ve ümmetin mensubu olarak görmekten vazgeçmeleridir. Zira büyük düşünce sistemleri içerisinde farklı ekol ve yorumların çıkması, büyük dinlerde mezhep ve meşrep farklılığın varlığı insanlık tarihinin değişmez bir gerçeğidir. Fakat bu görüş ayrılığının ve yorum farklılığının kavgaya ve düşmanlığa dönüşmesi kaçınılmaz değildir ve olmamalıdır. Aynı düşünce sistemi içindeki farklı yorumlar nihayetinde o sistemin bir parçası ve açılımı olduğu gibi aynı din içerisindeki farklı mezhep ve meşrepler de o dinin farklı bakış açılarına göre izdüşümleri ve yorumlarıdır.

Geçmişte olduğu gibi bugün de Müslümanların en önemli sorunlarından birisi, belki de en önemlisi Müslümanların mezhep ve meşrep ihtilaflarını çatışmaya dönüştürüp derin ayrılıklara ve bölünmelere düçar olmalarıdır. Bu konuda “Bu ayrılığı İslam düşmanları besleyip körüklüyor ve sonunda kendi emelleri için kullanıyor.” diyerek sorumluluğu İslam düşmanlarına yıkmak doğru değildir. Burada asıl sorumlu, Müslümanların kendileridir. Bu meseleye -elimizden geldiğince- çözüm bulmak istiyorsak öncelikle bu gerçeği kabul edip onunla yüzleşmek zorundayız. Öncelikle kendi zihnimizde ve iç dünyamızda Müslümanların birliğine inanmalı, bu konuda kendimizi sorumlu hissetmeli ve sonra da bunu çevremize anlatıp yaymanın derdinde olmalıyız. Bu konuda, geçmişimizle yüzleşmekten ve bu konuda kimler hata etmişse onları -iyi niyetle- eleştirmekten........

© Yeni Şafak