Âriflerin Miracı (2) -Bâyezîd-i Bistâmî'nin Miracı-
Bâyezîd-i Bistâmî (ö. 234/848 veya 261/874), kişisel miracından bahseden ya da en azından miracı kayıtlara geçen ilk sûfîdir. Serrâc (ö. 378/988) Lüma’da ve Hucvirî (ö. 465/1072 [?]) Keşfu’l-Mahcûb’da onun miracını özet olarak zikretmiştir. Sehlegî (ö. 476/1083), Bâyezîd’e dair yazdığı menâkıbnâmede ve Attâr (ö. 618/1221) Tezkiratu’l-Evliyâ’da bu miracı detaylı bir şekilde aktarmıştır. Başka eserlerde de bu miraca yer verilmiştir.
Kaynaklarda, Bâyezîd’in miracı hakkında özet veya detaylı çeşitli anlatılar yer alır. Acaba buradan hareketle onun birden fazla miraç yaptığı ve bu anlatıların her birinin farklı miraçlara işaret ettiği sonucu çıkar mı? Süleyman Uludağ, bu anlatıların çokluğundan hareketle onun birden çok miraç yaptığı kanaatindedir. (Bk. S. Uludağ, Bâyezîd-i Bistâmî, Harf Yay., s. 155). Ancak kanaatimizce bu anlatılar, tıpkı bir hadisin farklı metinlerle rivayet edilmesi gibidir. Aslında miraç bir tanedir fakat anlatılar birden çoktur. Zaten bunların muhtevaları birbirine benzemektedir. Özet anlatılar ise ya bu miracın genel bir özeti ya da bir bölümünün aktarımı şeklindedir.
Uzun anlatılar içinde Ebu’l-Kâsım Ârif isimli bir müellif ya da müstensihin yazdığı “el-Kasdu ilâllah” isimli eserinde naklettiği miracı özetleyeceğiz. Bu anlatının iki önemli özelliği vardır: 1. Bu eserde, onun 14 Şâban 395 tarihinde yazıldığı kaydı bulunmaktadır. Bu da ona Bâyezid’in miracını detaylı anlatan en eski kitap özelliği kazandırır. (Ondan önce Serrâc özet olarak anlatmıştır). 2. Bâyezîd’in miracının hem yeğeni hem de hizmetkârı olan Ebû Musa’dan rivayet edilmiş olmasıdır.
Bâyezid, miracını anlatırken söze “Rüyamda şöyle gördüm” diye başlar. Dolayısıyla bu miracın uykuda görülen bir rüya şeklinde tecrübe edildiğini vurgulamış olur. Bâyezid, Cenâb-ı Hakk’a vâsıl olmak ve O’nun huzuruna çıkarılmak üzere göklere yükseltilir. Orada bir imtihana tabi tutulur. Orada ona her gök katmanı açılır ve her şey kendisine sunulur fakat o bunlara kanmaz, aldırmaz. Çünkü bunun bir sınama olduğunun farkındadır. Her uğradığı makamda, kendisine sunulanları gördükten sonra maksadının Allah olduğunu vurgulamak üzere şunu söyler: “Yüce Rabbim! Ben bunlara talip değilim. Benim muradım, bunların çok ötesindedir.”
Birinci semada, yeşil bir kuş görür. Bu kuş kanatlarından birini açarak Bâyezid’i kanadına oturtur ve meleklerin saf bağladıkları makamın en son noktasına götürür. Melekler onun hakkında “Bu, bir insan ve nurdan yaratılmamıştır. Bizlere sığınmış ve bizlerle konuşmakta.” derler. Bâyezid de “Beni sizlere muhtaç olmaktan kurtaran Allah’ın adıyla” der. Allah, bu semada ona muhteşem âlemleri sunar ancak imtihanda olduğunun farkında olan Bâyezid, onlara iltifat etmez ve “Yüce Rabbim! Ben bunlara talip değilim.........
