Amerika’yla İran anlaşırsa
İki haftalık ateşkesin ilk günlerinde anlaşmaya varılamadığı ve Amerika’nın Hürmüz’ü ablukaya alacağı yönündeki haberler anlaşma umutlarını azaltmıştı. Ancak son birkaç günde oluşan hava her iki tarafın da anlaşmaya yakın olduğu yönünde. Trump’ın İran’ın nükleer programını 20 yıllığına rafa kaldırmaya razı olabileceği ancak Tahran’ın 5 yılda ısrar ettiği belirtiliyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin de yeni bir rejim üzerinde anlaşılarak açılması uzak bir ihtimal değil. Trump’ın Obama’nın nükleer anlaşmasındaki 15 yıldan daha uzun bir süreyi zafer olarak lanse etmesi kolay olmayacak ancak İran’ın nükleerden tamamen vazgeçmesi mümkün olmadığı için bu opsiyon savaşı sona erdirmek isteyen Trump için kötü sayılmaz. Hürmüz’den geçişlerin engellenmesi petrol varil fiyatlarının 100 dolar civarında kalmasını sağlıyor ancak bunun petrol ihraç edemeyen İran’a pek bir hayrı yok. Dolayısıyla iki tarafın da anlaşmak için güçlü nedenleri var. Ancak müttefik ve dostlarını iyice yabancılaştıran ABD’yle İran anlaşmaya varırsa nasıl bir bölgesel ve küresel güç dengesi ortaya çıkar?
YENİ (YENİ) ORTADOĞU
Ortadoğu’da sürekli değişen güç dengelerine bakarak yeni bir bölgesel dengenin ortaya çıktığını konuşmak rutin hale geldi. Irak’ın işgali, Arap Baharı, Hamas’ın 7 Ekim saldırıları, Esad’ın düşüşü ve Gazze soykırımı gibi gelişmeler kritik dönüm noktaları oldu. Amerika’nın İsrail’le birlikte İran’a açtığı savaş da bu türden bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Washington’ın İsrail’in bölgesel rakibi İran’ı parya devlet seviyesinde tutmaya kararlı olduğu ve bunun için savaşa girdiği bir bağlamda, Körfez ve diğer Arap ülkelerinin hem arada kaldığını hem de Amerika’nın onları korumayabileceğini tecrübe ettiklerini gördük. Bu ülkelerin Hamaney döneminde İran’la attıkları normalleşme adımlarının savaş sürecinde pek de işe yaramadığı ortaya çıktı. İran bu ülkeleri hedef almakla kalmayarak Hürmüz’ü kapatması Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Katar gibi ülkelere ekonomik darbe vurdu.........
