Taksici abi çok haklı, hiçbirimiz Kur’an’ı anlamıyoruz
Bu “Kur’an Müslümanlığı” yahut “gerçek İslam” safsataları tahminimizden çok öte bir toplumsal karşılık buldu gibi geliyor bana. Israrla yürütülen dijital çabalar “zehirli meyveler”ini veriyora benziyor.
Geçtiğimiz bayramda bu kulaklar bir aile meclisinde “Yahu bu hadis dediklerinizi Peygamberin ölümünden 300 sene sonra yazmaya başlamışlar, hiçbirine itibar edilmez” cümlesinin kurulduğunu duydu mesela.
Bu cümleyi kuran adam hadis tarihi bilmez, hadis usulü bilmez, herhangi bir hadis metniyle de ilgilenecek kadar bilgisi yoktur ama o cümleyi kurarken kendinden o kadar emin, söylediğine o kadar net şekilde inanıyordu ki bu coşkuyu anlamakta ve anlamlandırmakta güçlük çekti zihnim.
O coşku, 15 asırdır “anlaşılan, anlaşılmakta olan ve halen de anlaşılmaya çabalanan” bir meselenin, yani dinin, sadece kendisi tarafından anlaşılabildiğine dair coşku. Bu cehalet coşkusuyla, bu kesin inançla nasıl mücadele edebileceğimize dair pek bir bilgimiz de yok üstelik.
Gelelim iki gün önce uzun sayılabilecek bir yolculuk ettiğim taksici abinin durumuna. Kendi tabiriyle “Kur’an’ın doğru anlaşılması için” hayatını koymuş ortaya. Herkesin yanlış anladığı her meselenin doğrusunu fark etmiş ve insanları da elinden geldiği kadar tenvir etmeye çalışıyor.
Şöyle şeyler anlattı: İslam’ı bugünkü yozlaşmış, sapmış, yoldan çıkmış haline Emeviler getirdi. Kur’an’da namaz diye bir ibadet yok. “Salat” kelimesi “destek” anlamındadır.........
