menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP devrimler laiklik

45 0
sunday

CHP devrimler laiklik

Şöyle yaygın bir söylenti var: “CHP (Cumhuriyet, Tek Parti dönemi), Devlete bağlı Diyanet’i kurarak dini kontrol altına almıştır.”

Bu cümle doğru ama eksik; devrimler ve laiklik ilkesi parti ilkelerine ve zamanla anayasalara girince zaten dinin gövdesi bu devrimle parçalanmış, kafa ve kalbi kesilmiş, geri kalan kısmı da yeniden dirilişe yönelmeye vesile olmasın diye devletin birçok kurumu, kararları ve eylemleri yanında Diyanet vasıtasıyla da kontrol edilmek istenmiştir.

1961-’63 yılları arasında Kadıköy merkez vaizi idim. Diyanet bize bir vaizlik vesikası vermişti. Vesikanın kapağının içinde “İman, ibadet ve ahlak” konularının dışına çıkmamız yasaklanıyordu.

Yeri gelmişken şu notu düşmek isterim:

“Diyanet ve İmam Hatip okulları, devrimleri ve laikliği millet sindirsin diye kuruldu” diyenler hep oldu; ben bu işin içindeyim, bu iki kurumun böyle bir etkisi asla olmadı.

Gelelim CHP’nin altı ilkesinden devrimler ve laiklik konusuna.

Önce kısaca bende hasıl olan bilgi ve kanaati yazacağım, sonra da bunu teyit için konunun uzmanı bir ilim adamından alıntılar yapacağım:

1. Devrimciliğin hedefi din, kültür ve medeniyetimizi değiştirmek, Batı uygarlığına geçiş yapmaktır. Çağdaş dedikleri Batı uygarlığını aşmak şöyle dursun onun da gerisinde kalmışlardır.

2. Laiklik, CHP iktidarlarında dini, milletin hayatından azami azaltmak şeklinde uygulanmıştır.

CHP bugün de aynı şekilde laik ve aynı özde devrimcidir.

Sayın Ali Yaşar’ın, Teori ve Eylem dergisinde çıkan, Tek Parti Döneminde Laiklik (9 Ocak 2023) başlıklı makalesi konuyu sol görüşten ama oldukça objektif ortaya koymuştur. Ben de aşağıda o makaleden alıntılar yapacağım:

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın bitmesinden ve Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasının hemen ardından Saltanat, “Saltanatsız halifelik olur mu?” tartışmaları sonrasında 1 Kasım 1922 gibi erken bir tarihte kaldırıldı. Meclis’te saltanatın hilafetten ayrılarak kaldırılması görüşmeleri sırasında Mustafa Kemal söz alıp masanın üzerine çıkar ve içerisinde tehdit de taşıyan şu konuşmayı yapar:

“Egemenlik ve saltanat, hiç kimseye hiç kimse tarafından ilim icabıdır diye görüşme ile münakaşa ile verilmez. Egemenlik, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı; bu zorla el koyuşlarını altı asırdan beri devam ettirmişlerdi. Şimdi de Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, egemenlik ve saltanatını, isyan ederek kendi eline açıkça almış bulunuyor. Bu bir olupbittidir. Söz konusu olan, millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele, zaten olupbitti haline gelmiş, bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, mutlaka olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce uygun olur. Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği........

© Yeni Şafak