menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye ile İspanya: Yeni bir “Hilfü’l-fudûl” mümkün mü?

62 0
11.03.2026

Mekke’nin henüz vahiy ile tanışmadığı yıllar… Merkezi bir devletten yoksun 

Kureyş toplumunda 

güç dengeleri kabileler arasında dağılıyor, ticaretle büyüyen şehir yeni gerilimler de üretiyordu. Servetin ve itibarlı soyların hakim olduğu bu düzende 

güçlü olanın sözü

geçiyor

, zayıfın hakkı çoğu zaman gözetilmiyordu. İnsanların can güvenliği ve hak arama imkânı yalnızca mensup oldukları kabilenin “

asabiyye

gücü" 

nispetinde karşılık buluyor, bu durum Mekke’de ciddi bir ayrışma doğuruyordu.

Bir tarafta statükoyu ve kabile ayrıcalıklarını korumak isteyen

“Yeminliler İttifakı”

(Kan Yalayıcılar), diğer tarafta ise kendi aralarında birbirlerini desteklemek üzere yemin edenlerin oluşturduğu 

“Güzel Kokulular İttifakı” 

bulunuyordu.

Bu ittifaklar, kabilelerin dışında kalan yabancılar, köleler ve kimsesizler için ise adaleti tesis etmiyordu. Yemenli bir tüccarın malına Kureyş’in ileri gelenlerinden Âs b. Vâil tarafından el konulması

Mekke’de yeni bir hareketin doğmasına

sebep oldu.

Abdullah bin Cüd’ân’ın evinde 

toplanan bazı kabile liderleri ve şehrin ileri gelenleri aralarında ahitleşerek tarihe “

Hilfü’l

fudûl

” olarak geçecek şu sözü verdiler: 

“Denizde bir yün parçasını ıslatacak kadar su kaldığı sürece zalime karşı mazlumun yanında olacağız.”

Artık Mekke’de yerli veya yabancı birine zulüm yapıldığında, -

zalim kim olursa olsun

- mazluma hakkı geri alınıncaya kadar yardım edilecekti.

O toplantıya henüz yirmili yaşlarında olan 

Peygamber Efendimiz (sav)

 de katılmıştı. Rivayetlere göre Hz. Peygamber yıllar sonra bu ittifakı överek şöyle demiştir: 

“Abdullah bin Cüd’ân’ın evinde amcalarımla öyle bir anlaşmaya katıldım ki, benim gözümde kızıl tüylü bir deve........

© Yeni Şafak