Zor oyunu bozdu
İmralı’dan beklenen çağrı nihayet geldi; Öcalan, “tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dedi.
Bu çağrının ve ortamın oluşmasında, Öcalan’ın da referans gösterdiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin iradeleri var. MİT ve diğer bazı devlet kurumlarının da çağrının ve ortamın oluşmasına katkı verdiklerine şüphe yok.
Öcalan’ın çağrısı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti yöneticileri ve Devlet Bahçeli’nin açıklamalarında soğukkanlılık özellikle dikkati çekiyor. Çağrıyı olumlu karşılıyorlar ama açıklamalar temkinli. Daha doğrusu, “Mesele terör örgütünün meselesidir. Şimdilik mesafeliyiz. Çağrı karşılık bulursa bakarız” türünden bir yaklaşım var. Aslında bu yaklaşımı, “elimiz çok rahat” olarak da okuyabiliriz. Devlet, adeta, “silahı ister bırakırsınız, ister bırakmazsınız, bundan sonrası sizin bileceğiniz iş” demeye getiriyor.
Şu soruyu hepimizin sorması gerekiyor: Neden şimdi? Ne oldu da birdenbire çözüm arayışı içine girildi?
Terör saldırılarında artış mı var? Hayır? Türkiye üzerinde uluslararası baskı mı var? Hayır. Terör kaynaklı, geleceğe dair riskler mi var? Hayır.
2015’teki Çözüm Süreci’ni gerektiren bir durum mu hasıl oldu? Ona da hayır.
O zaman devlet neden böyle bir girişimi başlattı? Durup dururken hatta terör bitme noktasına gelmişken, çözüm arayışı........
© Yeni Şafak
