Batı cephesinde değişen bir şey yok
ABD’nin Venezuela’ya yönelik terör eylemi sonrasında yeni dünya düzeninin ne olduğuna ya da ne olacağına dair çokça değerlendirme yapılıyor. Oysa Batı cephesinde değişen bir şey yok; dün olan neyse bugün olan da o.
Bir itirafla başlayayım: Batı’da, Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Peygamber’e ya da Müslümanların değerlerine yönelik saygısız bir eylem olduğunda, örneğin Selman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabı parlatılıp, “ifade özgürlüğü” bahanesiyle savunulduğunda ve ödüllendirildiğinde, örneğin Hz. Peygamber’e yönelik o çirkin karikatürler yayınlandığında, örneğin Kur’an-ı Kerim yakıldığında şaşırmıyorum. Çünkü olması gereken oluyor. Çünkü maske düşüyor ve gerçek yüz ortaya çıkıyor. Çünkü Batı’nın “hoşgörü” adını verdiği makyaj akıyor ve altındaki yerleşik nefret ortaya dökülüyor. Batı’nın “medeni”, “farklılıklara saygılı”, “renkli”, “çeşitli”, “anlayışlı”, “özgürlükçü”, “seküler”, “her inanca aynı mesafede” olduğunu zanneden bir kısım Müslümanların, İslam’a ve Müslümanlara yönelik bu eylemler sonrasında gerçek Batı ya da Batı gerçeğiyle tanışmalarından, adeta bir kayaya çarpmalarından, kendi kimliklerini, konumlarını, yerlerini bu şoklar vesilesiyle görebilmelerinden tarifsiz bir haz duyuyorum.
İslâm ve Müslümanlar, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Batı’nın “yeni düşmanı” olmadılar; hep öyleydiler. 11’inci Yüzyıl’da başlayan Haçlı Seferleri kesintisiz devam etti ve........
