Kölelik düzeni ve gücün hukuku
Dünya yeni bir eşiğe geldi.
Savaş sadece cephede değil, zihinde de kazanılıyor.
Ve bugün gördüğümüz tablo nettir:
"Bu dünyada adalet yok, sadece güç var."
İran üzerinden yürüyen savaş, aslında bir gerçeği açığa çıkardı.
Yıllarca ambargo altında bırakılan bir ülke, yokluk içinde direnmeyi öğrendi.
Bu direnç, sadece ekonomik değil; psikolojik bir dönüşüm doğurdu.
Kaybedecek bir şeyi olmayan toplum, korkuyu da geride bırakır.
Korkmayan bir toplumu ise hiçbir güç kolay kolay yenemez.
Sahaya baktığımızda iki farklı insan tipi görüyoruz.
Bir tarafta panikleyen, kaçan, sığınaklara kapanan toplumlar var.
Diğer tarafta ise bombalara rağmen meydanları terk etmeyen insanlar.
Bu fark, silah farkından daha belirleyicidir.
Çünkü savaşın kaderini teknoloji kadar, insanın ruh hali belirler.
Bugün Batı dünyasının söylemleri ile eylemleri arasındaki uçurum da açığa çıkmıştır.
İnsan hakları, demokrasi ve hukuk söylemleri, savaş başladığı anda ortadan kaybolmuştur.
Siviller hedef alınmış, şehirler vurulmuş, tehdit dili normalleşmiştir.
Ve bütün bunlar olurken uluslararası kurumlar sessiz kalmıştır.
Birleşmiş Milletler yoktur.
Lahey yoktur.
Uluslararası hukuk yoktur.
Bu tablo bize şunu gösterir:
"Barışı hukuk değil, güç korur."
Devletlerarası ilişkilerde ahlak değil, çıkar........
