Aşil Kalkanı, Yunanistan’ın İsrail bağımlılığı ve Türkiye’ye etkileri
Son yıllarda Ege ve Doğu Akdeniz hattında tırmanan jeopolitik rekabet, Yunanistan ile İsrail arasındaki askeri ortaklığı stratejik bir boyuta taşıdı.
Atina yönetiminin "Ajanda 2030" modernizasyon programı çerçevesinde Tel Aviv ile imzaladığı yaklaşık 3,1 milyar avroluk "Aşil Kalkanı" hava savunma anlaşması, bu sürecin en somut ve en yüksek maliyetli adımı oldu.
Davut Sapanı, SPYDER ve BARAK MX gibi çok katmanlı füze savunma sistemlerini kapsayan bu paket, Atina tarafından "caydırıcılık" gerekçesiyle sunulsa da hem Yunan iç kamuoyunda hem de bölgesel güç dengelerinde ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor.
Atina'nın bu hamlesine Yunan basını da tepkili
Yunanistan'ın borç krizinin ekonomik etkilerini henüz tam anlamıyla atlatamadığı ve vatandaşların hayat pahalılığı altında ezildiği bir dönemde milyarlarca avroluk kaynağı İsrail savunma sanayisine aktarması iç politikada büyük bir tepki dalgası yarattı.
Yunan haber sitesi in.gr, hükümetin enflasyona karşı uyguladığı geçici tedbirlerin kış aylarında etkisini yitireceğini vurgularken, 1740 üründeki geçici indirimler yerine milyarlarca avroluk devasa bütçelerin silahtan yana kullanılmasını sert şekilde eleştirdi.
Koutipandoras ise 3,1 milyar avroluk dev paketin, Yunanistan'ın 2026 yılı için öngörülen doğrudan vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 5,34'üne denk geldiğini hesaplayarak, halkın vergilerinin doğrudan yabancı bir ülkenin savunma sanayisine aktarıldığına dikkat çekti.
Yunan basınının eleştirileri yalnızca maliyetle sınırlı değil.
To Pontiki gazetesi, "Aşil Kalkanı mı İsrail koltuk değneği mi?" başlığıyla yayımladığı analizde, anlaşmanın Yunan ulusal savunmasını uzun vadeli olarak Tel Aviv'e bağlayacağı uyarısında bulundu.
Radarlar, Komuta-Kontrol (C2) yazılımları, füze sistemleri ve hatta Kalamata Havacılık Eğitim Merkezi'nin işletilmesi gibi kritik alanların İsrail merkezli şirketlere (Elbit Systems, Rafael, IAI) teslim edilmesi, Atina'nın gelecekte İsrail'e karşı........
