Raylardan kaçan ülke: Türkiye’nin lojistik çıkmazında asıl kayıp
Mazotun litresi 80 lirayı aşınca X platformunda da gündem oldu ve Türkiye'deki karayolu taşımacılığı ile ilgili rakamlar önüme düştü. Konuyu biraz daha derinlemesine araştırayım dedim: Ne kadar mazot hiç yakılması gerekmediği halde yakılıyor?
Türkiye, yükünü mümkün olan en pahalı yoldan taşıyor. 2023'te yurt içi yük taşımacılığının ,9'u karayoluyla yapılırken, demiryolunun payı % 3 lere kadar geriledi. Taşınan her 100 ton-kilometrenin 90'ından fazlası ithal dizel yakan kamyonların üstünde.
AB'de karayolunun iç yük taşımacılığındaki payı x, demiryolu ortalaması . Ama arka planda çarpıcı farklar var: Litvanya 8, Letonya 5, Slovenya 1, Almanya . Denize kıyısı olmayan Avusturya ve Slovakya yükünün üçte birini rayda taşırken, Türkiye %3,53'te takılı. Aradaki fark 5 ila 10 kat.
Halbuki Cumhuriyet'in ilk yıllarında "Demirağlarla ördük ana yurdu dört baştan" diye bir sloganımız vardı. O dönemde demiryolları, genç devletin bel kemiğiydi; Devlet Demiryolları İşletmesi kurulmuş, yüzlerce kilometre hat döşenmişti. Ama sonra karayolları cazip geldi; asfalt, kamyon ve mazot lobisi ağır bastı. 1950'lerden itibaren demiryollarına yapılan yatırımlar kesildi, bütçe otobanlara aktı. Ve ne yazık ki bu ihmal, ta bugünlere kadar sürdü. O büyük demir ağlar, güdük kaldı; ama asfaltın üzerindeki her kamyon, hâlâ o eski ihanetin faturasını ödüyor. 2000'lerin başında pay %1,5'a düşmüştü. Bugün %3,53, neredeyse yok edilmiş bir mirasın üzerine çıkılan bir seviyedir.
Demiryolu, aynı yükü karayoluna göre dörtte bir ila yedide bir az enerjiyle taşır. 200 kilometreyi aşan her sevkiyatta kamyonla devam etmek, ihracatı rekabetsizleştirir, ithalatta fiyatları şişirir. Doğu-batı mesafesi binlerce kilometre olan Türkiye, en pahalı modu tam da en pahalı olduğu mesafede kullanıyor. 2025'te ham petrol ithalatı 16,1 milyar dolar, motorin gibi ürünler için ise yaklaşık 20 milyar dolar........
