Gençleri yalnızlıktan nasıl kurtarırız?
Kalabalıklar büyüyor, iletişim araçları çoğalıyor; fakat gençler kendilerini giderek daha yalnız hissediyor.
"OECD Ülkelerinde Sosyal Bağlar ve Yalnızlık" raporu, bu çelişkiyi çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Gençler hâlâ toplumun en fazla iletişim kuran kesimi. Avrupa'daki 23 OECD ülkesinde 16–24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 34'ü arkadaşlarıyla her gün yüz yüze görüşüyor. Yüzde 64'ü ise arkadaşlarıyla her gün telefon veya internet üzerinden iletişim kuruyor.
Ancak iletişimin sıklığı, kurulan ilişkinin güçlü olduğu anlamına gelmiyor.
OECD'ye göre 2018–2022 döneminde yalnızlık hissindeki en belirgin artış 16–24 yaş grubunda görüldü. Gençlerin ilişkilerinden duyduğu memnuniyet azaldı, algıladıkları sosyal destek zayıfladı ve yüz yüze görüşme sıklığı geriledi. Üstelik bu bozulmanın önemli bir bölümü genç erkeklerden kaynaklandı.
Sorunun tek nedeni sosyal medya değil. Aile bağlarının zayıflaması, pandemi döneminde kesintiye uğrayan sosyal gelişim, ekonomik güvencesizlik, işsizlik, eğitim sistemindeki yoğun rekabet ve gençlerin kendilerini ait hissedebilecekleri ortak alanların azalması birlikte değerlendirilmelidir.
O hâlde gençlerin yalnızlığına karşı çözüm de tek yönlü olamaz.
Gençlere bir ideal verilmeli
İnsan yalnızca çevresinde kimse olmadığı için yalnızlaşmaz. Hayatında uğruna çalışacağı bir amaç, kendisini ait hissedeceği bir topluluk ve geleceğe ilişkin bir ümidi kalmadığında da yalnızlaşır.
Prof. Dr. Haydar Baş, yıllar önce gençlik meselesini şu cümleyle özetlemişti:
"Gençliğini milletinin yararına kazanmamış bir devletin payidar olması mümkün değildir."
Bu söz, gençleri korunması gereken pasif bir topluluk olarak değil, milletin geleceğini kuracak asli unsur olarak gören bir anlayışın ifadesidir.
Gençleri yalnızlıktan kurtarmak, onları sadece kalabalıkların içine sokmak değildir. Asıl mesele, gence kendisinin değerli ve gerekli olduğunu hissettirmektir. Genç, ailesinin, milletinin ve ülkesinin geleceğinde bir sorumluluğu bulunduğunu görebilmelidir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın gençlik çalışmalarındaki yöntem de buydu. Gençleri yalnızca dinleyen insanlar olarak değil; eğitim alan, sorumluluk üstlenen, sahada çalışan ve çözüm üreten bireyler olarak yetiştiriyordu. 2017 yılında gençlerle yaptığı bir konuşmada, siyasi projelerini masa başında hazırlamadığını; tarımdan hayvancılığa, madencilikten eğitime kadar toplumun meselelerini yerinde inceleyerek oluşturduğunu........
