İmzalar atıldı, peki herkes aynı anlaşmayı mı okudu?
Washington'da imzalar atıldı. Peki gerçekten barış mı imzalandı, yoksa herkes aynı metne kendi istediği anlamı mı yükledi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki aylarda İsrail ile Lübnan arasındaki sürecin yönünü belirleyecek.
ABD'nin arabuluculuğunda hazırlanan çerçeve anlaşması ilk bakışta önemli bir diplomatik adım olarak görülüyor. Ancak tarafların anlaşmanın ardından yaptığı açıklamalar dikkatle incelendiğinde, aynı metnin farklı beklentilerle yorumlandığı görülüyor. Bana göre bu anlaşmanın önündeki en büyük engel de tam burada başlıyor.
Lübnan yönetimi, anlaşmayı ülkenin egemenliğinin yeniden güçlenmesi, İsrail'in kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi ve yerinden edilen insanların evlerine dönüşü için atılmış ilk adım olarak değerlendiriyor. İsrail ise farklı bir noktaya vurgu yapıyor. Tel Aviv yönetimi, Hizbullah silahsızlanmadan ve güvenlik tehdidinin ortadan kalktığına inanılmadan güney Lübnan'daki askeri varlığını sona erdirmeyeceğini açıkça dile getiriyor.
Yani ortada tek bir metin var ama iki farklı beklenti bulunuyor. Taraflar aynı anlaşmaya imza attı; ancak her biri o anlaşmayı kendi güvenlik ve siyasi öncelikleri doğrultusunda yorumluyor. İşte bu durum, sürecin en kırılgan yönünü oluşturuyor.
Daha da önemlisi, anlaşmanın uygulanmasında belirleyici olacak aktörlerden biri masada yoktu. Hizbullah, çerçeve anlaşmasının tarafı olmadığını açıkladı........
