menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çin, İran ve sessiz diplomasi: Türkiye açısından çıkış yolu

16 23
31.01.2026

Uluslararası siyasette bazı ülkeler vardır; yüksek sesle konuşmaz, tehdit savurmaz ama attıkları her adım, dünya dengelerinde derin izler bırakır. Çin, bu ülkelerin başında gelir. Uzun süredir "müdahalesizlik" ilkesiyle hareket eden Pekin yönetimi, başka ülkelerin iç işlerine doğrudan müdahale etmediğini sık sık vurgular. Bu yaklaşım, Batı merkezli askeri müdahalelerin yol açtığı yıkımları gözlemleyen toplumlar için daha makul görünür.

Ancak İran dosyası, bu söylemi sınayan bir test alanıdır. Enerji kaynakları, stratejik konumu ve Kuşak-Yol Projesi içindeki rolü ile İran, Çin için basit bir partner değil, dikkatle takip edilmesi gereken bir aktördür. Aynı zamanda Türkiye gibi ülkeler açısından bölgesel dengelerle ulusal çıkarların kesiştiği bir alan yaratmaktadır. Bugün sıkça sorulan soru şudur: Çin, İran söz konusu olduğunda gerçekten kenarda durabilir mi?

İran: Stratejik konum ve zorunlu denge

İran'ı sadece Orta Doğu'da sorunlu bir ülke olarak görmek, meseleye eksik bakmak olur. İran; Asya ile Orta Doğu arasında yer alan, tarih boyunca ticaret yollarının geçtiği ve enerji kaynaklarıyla stratejik önem kazanan bir ülkedir. Çin açısından İran:

Enerji tedarikinde önemli bir kaynak,

Kara ve demiryolu hatlarında kritik bir geçiş noktası,

Batı yaptırımları nedeniyle Çin'le daha fazla temas kurmaya mecbur kalan bir aktör,

Kuşak ve Yol Projesi'nin Orta Asya–Orta Doğu hattında önemli bir durağıdır.

Bu tablo, İran'da yaşanacak uzun süreli bir istikrarsızlığın yalnızca bölgeyi değil, Çin'in küresel planlarını da etkileyeceğini gösterir. Ancak İran, Çin'in projelerine bütünüyle teslim olmuş bir ülke değildir; kendi iç dengeleri ve bölgesel hedefleri vardır. Bu, Çin–İran ilişkilerini zaman zaman karmaşık hale getirir.

Kuşak ve yol projesi: Zayıflık ve........

© Yeni Mesaj