Sessizlik de Bir Taraf Tutmaktır
Ebu Said el-Hudri (radıyallahu anh) rivayet ediyor:Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:“Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle müdahale etsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Bugün biz de gücümüz nispetince bir söz söylemenin, bir itiraz yükseltmenin mesuliyeti içindeyiz. Çünkü bazı zamanlar vardır ki susmak, sadece susmak değildir. Susmak; kabullenmektir, razı olmaktır, tarafını belli etmektir. Ve biz, bu zulme karşı en azından dilimizle “hayır” deme tarafındayız.
Bir baba düşünün…Üzerinde beyaz bir kıyafet, bir vedanın sessizliğini taşıyor. Bu bir yolculuk değil, bir dönüşü belirsiz gidiş. Arkasında bıraktığı çocuk, gözleriyle bir soru soruyor:“Dönecek misin?”Ama o gözlerde cevaptan önce korku var.Çünkü artık bazı coğrafyalarda babalar işe değil, ölüme gidiyor.Ve biz… sadece izliyoruz.
Tarih, insanlığa büyük acılar yaşattı. Bunların en karanlık olanlarından biri, Holokost idi. Yakılan bedenler, yok edilen hayatlar, susturulan çığlıklar…O gün dünya bir söz verdi: “Bir daha asla.”Ama bugün aynı dünya, İsrail-Filistin Çatışması karşısında susuyor.Dün acının tarafında olanlar, bugün gücün tarafında.Ve insanlık bir gerçeği ağır bir şekilde öğreniyor:
Acı, herkesi merhametli yapmaz.Bazıları için sadece bir hatıradır… güç geldiğinde unutulan.Dünya uzun zamandır “insan hakları” diyor.Adalet, özgürlük, hukuk…Ama mesele Gazze olunca kavramlar susuyor.Çünkü anlaşılıyor ki insan hakları evrensel değil;insanın kim olduğuna göre değişen bir ayrıcalık.Bazı ölümler manşet olurken, bazıları sadece sayı oluyor.Ve biz artık şunu açıkça görüyoruz:Vicdanın bile bir coğrafyası varmış.Daha acı olan ise şu:Bu suskunluk sadece Batı’ya ait değil.Kendini aynı inanca, aynı kıbleye nispet eden nice ülke…Kınamalarla yetiniyor, cümlelerle rahatlıyor,ama adım atmıyor.Başını kuma gömen devekuşu gibi,tehlikeyi yok sayarak kurtulduğunu zannediyor.
Oysa gerçek şu:Sessizlik, zulmü durdurmaz.Sadece zalime zaman kazandırır.Halklar ağlıyor.Anneler çocuklarının videolarını izlerken gözyaşı döküyor.Dualar ediliyor, içler yanıyor.Ama yetmiyor.Çünkü bazı acılar vardır ki, sadece hissetmekle dinmez.Bazı zulümler vardır ki, sadece izlemekle bitmez.Bir çocuğu kurtarmaya gözyaşı yetmez.İrade gerekir. Güç gerekir. Bedel gerekir.Bu yüzden bazı meseleler bireysel merhametin ötesindedir.
Devlet aklı, yaptırım gücü ve gerçek bir duruş ister.Ve yine dönüp o çocuğun gözlerine bakıyoruz…Orada sönen şey sadece bir umut değil.Bir çocuğun gözündeki ışık sönüyorsa,orada sadece bir şehir yıkılmaz…insanlık da yıkılır.
Bugün Gazze’de yıkılan sadece binalar değil.Bugün orada, insanlığın iddiası yıkılıyor.Ve biz hâlâ susuyorsak…Evet, sessizlik de bir taraf tutmaktır.
