Işıklar yanarken…
İsrail ve ABD’nin İran’ı bombalamasını ve İran’ın İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine gönderdiği füzelerin düşmesini canlı izliyoruz televizyonlardan…
“Tel-Aviv’de sirenler çaldı yine… İnsanlar sığınaklara koşuyor… İşte bir füze göründü, İsrail’in çelik kubbesi gelen füzeyi imha etti, bir füze kalkandan kurtuldu, hedefine düştü” gibi cümleleri o bölgeden canlı yayın yapan gazetecilerin ağzından duyar ve görüntüleri izlerken dikkatimi çeken bir şey olur daima;
Şehrin bütün ışıkları yanar her zaman… Evlerde ve çok katlı binaların en üstlerinde de camlardan ışıklar capcanlı yansırken kameralara füzeler havada hedefine doğru inmeye devam eder.
Benim için veya 1974 savaşını yaşayanlar için ilginçtir herhalde çünkü o zamanlarda karartma uygulanırdı böyle durumlarda… Bütün ışıklar kapatılır, hatta camlara siyah naylonlar çekilirdi. Birileri evin içini göremesin, ateş edecek olana hedef belirtilmesin diye… Çünkü o zamanlar teknoloji bu kadar gelişmemişti. Bilgisayarlarla hedef belirlenmiyor, şimdi olduğu gibi nokta atışı yapılamıyordu. Bir hedefin vurulabilmesi için canlı gözle görülmesi gerekiyordu.
Hatırlıyorum; 74’ten sonra 6 yıl geçmesine rağmen 1980’de Türkiye’ye eğitim için ilk kez giderken........
