menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Yurdumuzun modern tarihini öğretmekten korkuyoruz…”

8 0
previous day

George KUMULLİS/POLİTİS

(Kıbrıslırum araştırmacı yazar George Kumullis, 20 Kasım 2025’te POLİTİS’te yer alan makalesinde, “Yurdumuzun modern tarihini öğretmekten korkuyoruz” diye yazıyor… Kumullis, ricamız üzerine bizi kırmayarak yazısını Rumca’dan İngilizce’ye çevirdi, biz de bu değerli yazıyı okurlarımız için Türkçeleştirdik. Teşekkürlerimizle paylaşıyoruz… S.U.)

Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonu RİK’in yakın geçmişte yaptığı bir kamuoyu yoklamasına göre, öğrencilerin yüzde 48’i, 1974 olayları hakkında bilgileri okul dışından, yüzde 10’u okulda ve yüzde 37’si de hem okulda, hem de okul dışından öğrendiklerini belirttiler. Bu eğilim son derece kaygı vericidir. Bir ülkenin modern tarihini öğretmek önemlidir çünkü yurttaşlarını bilgilendirerek aktif yurttaşlara dönüştürür, böylelikle şimdiki zaman ve gelecek için daha iyi kararlar alabilirler. İşlenmiş hatalardan ve geçmişin başarılarından ders çıkarılmasını sağlar ve eleştirel biçimde düşünmeyi, empatiyi geliştirir, şimdiki soysal, politik ve ekonomik gerçekliklerin geçmiş tarafından nasıl biçimlendirilmiş olduğunu gösterir.

ÖĞRENCİLER POPÜLİSTLERE YEM…

Ancak görünen odur ki EOKA B, Grivas, Makarios ya da cunta hakkında tartışma yapmak, okullarda tabudur. Pek çok öğretmen, “hain” veya “Yunan karşıtı” vs. şeklinde damgalanmama korkusuyla, olayları doğru biçimde adlandırmakta tereddüt eder. Bunun sonucunda da genç öğrenciler 1974’te neler olup bittiği hakkında belirsiz bir düşünceye sahip olurlar ve her iki tarafta da popülüstlere yem edilirler.

ALMANYA ÖRNEĞİ…

Ne yazık ki Almanya örneğini takip etmedik ki Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nda yaşadığı yıkımdan hemen sonra bir grup sosyal bilimciye çağrıda bulunarak yeni ders kitapları yazmalarını, böylelikle gençlerin Hitler, Milliyetçi Sosyalizm ve Soykırım hakkında bilgi edinebilmelerini sağlamalarını istemişti. Bu konular Almanya’daki tüm federal eyaletlerde tarih müfredatına dahil edilmiştir. Liselerde ve ortaokullarda bunlar zorunlu dersler arasındadır. Böylece her bir öğrenci okuldan mezun olurken, Almanya tarihinin bu bölümüyle ilgli olarak kapsamlı bir anlayışa sahip biçimde mezun olmaktadır. Buna ek olarak konu üniversitelerde de özgür biçimde tartışılmaktadır. Şu da dikkat çekicidir ki Soykırım’ın inkarı, ceza gerektiren bir suçtur Almanya’da.

BENZER ŞEY KIBRIS’TA DA OLMALI…

Almanya’dakine benzer şeyler Kıbrıs’ta da olmalıdır. Örneğin EOKA B’ye “yurtsever bir örgüt” denilmesi (bunu bile duyduk!) yasadışı kabul edilmelidir. Bunun yerine bazı futbol maçlarında “EOKA B yeniden vuruyor” şeklinde pankartlar açıldığını grmekteyiz. Suçlu ve hain EOKA B’yi kuran Grivas kınanmamıştır ancak siyasi partilerden DİSİ ve ELAM, “Kurtuluş Mücadelesi Lideri” anısına her yıl onu onore eden etkinlikler düzenlemektedirler. Ve bunu da 2022’nin Aralık ayında Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi’nin kabul etmiş olduğu karara rağmen yapıyorlar. Bu karar, “tüm devlet kurumlarını Kıbrıs halkının hatıralarına ve yaralarına saygı göstermeye, demokratik düzene karşı çıkan özellikle EOKA B ve/veya darbe hükümetinin diğer liderleri ve üyelerini onore edip öven etkinliklerden kaçınmaya” çağırmıştı.

CUNTA NEREDEN ÇIKTIYDI?...

Tüm bunlar, 1974 olaylarıyla ilgilidir ancak tarih derslerinde bunlardan hiç söz edilmiyor. “15 Temmuz 1974’te ne oldu? Darbe miydi? Yunan işgali miydi? Cunta işgali miydi? Cunta Yunanistan’ın karnından çıkmadı mıydı? Bir ‘Yunan’ işgalinden söz etmek meşru olur mu? 20 Temmuz’da Türkiye Kıbrıs’I işgal mi etti yokda müdahale mi etti? Eğer bu bir işgal idiyse, barbarca mıydı? Masum sivillerin öldürülmesi ve tecavüzler eşlik ettiği için mi böyleydi? Fakat o zaman dünya tarihindeki tüm işgaller barbarca değil midir?” gibi soruları kaç öğrencimiz tartışabilir, gerçekten merak ediyorum. Sıraladığım bu gibi pek çok soruyu öğrenciler soğukkanlılıkla sınıfta sorup tartışabilmelidir. Ancak en kaygı verici faktör de Kıbrıs’ta tarih eğitiminin iki toplum arasında düşmanlık ekecek biçimde yapılması ve bunun özellikle de yurdumuzu yeniden birleştirme çabalarının bir kez daha ortaya çıktığı, Erhüman’ın seçilmesi ardından yapılmakta olmasıdır. Ve bu düşmanlığın gelişmekte olmasının ana nedeni, tarihin öğretilme biçimidir. Bu alanda, sefil biçimde sınıfta kaldık.

İÇTEN İÇE KAYNAYAN NEFRET…

Kıbrıslırumlar’ın, Kıbrıslıtürk yurttaşlarını “ebedi düşman” olarak görmesi kabul edilemez, affedilemez ve buna müsade edilmemelidir – her iki taraf için de geçerlidir bu. Böylesi saplantılarla ortak bir yurdu nasıl kuracağız ki? Karşılıklı güveni nasıl tesis edeceğiz? Elbette yurttaşlar iki toplumlu, iki bölgeli federasyonun neler getireceği hakkında bilgilendirilmelidir ancak özellikle gençler arasında içten içe kaynayan karşılklı nefreti ortadan kaldırmak bundan çok daha önemlidir.

KARŞILIKLI GÜVEN İÇİN ŞART…

Hem Kıbrıslırumlar’da, hem Kıbrıslıtürkler’de okullardaki tarih öğretimi, olayların ezberine dayalıdır. O nedenle........

© Yeni Düzen