“Mammari olayı, suçlama oyununun ne kadar tehlikeli hale geldiğini gösteriyor…”
Cyprus Mail gazetesi “Bizim Görüşümüz” başlığı altında yayımladığı makalede, “Mammari olayı, suçlama oyununun ne kadar tehlikeli hale geldiğini gösteriyor” diye yazdı…
Cyprus Mail gazetesinde geçtiğimiz Cumartesi günü (3 Ocak 2026) yayımlanan bu yazıyı okurlarımız için derleyip özetle Türkçeleştirdik. Makalede şöyle deniliyor:
“Bir Kıbrıslırum baba ve oğulun topraklarını ekerken ara bölgede, Mammari yakınında 30 Aralık’ta meydana gelen olayı Birleşmiş Milletler en azından geçtiğimiz Cuma gününe dek tüm ağırlığıyla henüz değerlendirmemişti…
Bu durum, her iki tarafın da birbirleriyle rekabet eden anlatılarını beslemesine olanak sağlamıştır. Kıbrıslırum çiftçi Gabriel Yerolemu, tarlalarında çalışırken 20’den fazla Türk askeri ile polisin kendisiyle babasını tutuklamaya çalıştığını ve ayrıca traktörlerine de zarar verdiklerini söyledi. Kıbrıslıtürk tarafı ise sözkonusu iki kişinin kuzeye “yasadışı” biçimde girmiş olduklarını belirtti.”
BM DEĞERLENDİRMELİ…
“Varolan video görüntüleri ise ateşkes hatlarının sınırlarıyla ilgili herhangi biçimde net bir görüntü sağlamamaktadır. O nedenle Birleşmiş Milletler’in gerçekte tam olarak ne olduğunu ağırlıklı biçimde değerlendirmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, olayın meydana geldiği gün yaptığı açıklamada, Türk askerlerinin eyemlerini “bir korsanlık eylemi” olarak tarif etti. Birleşmiş Milletler’e bu konuda başvuruda bulundu.
Geçtiğimiz Cuma günü Kıbrıslıtürk lider Tufan Erhürman ise diyalog çağrısında bulunarak olay sonrası Birleşmiş Milletler’le de temasa geçtiğini söyledi. Erhürman, Hristodulidis’i “olaydan hemen sonra kabul edilemeyecek sözcükler içeren suçlayıcı açıklamalarda bulunduğu için” eleştirdi.
Her ne kadar da Erhürman çiftçilerin hatalı olduğunu doğrudan söylememiş olsa dahi, kuzeyin “dışışleri bakanlığı” ondan önce yaptığı açıklamada, babayla oğulun “kuzeye yasadışı biçimde girdiklerini” belirtmişti.”
“BİR BABA VE OĞUL NE YAPACAKTI?”
“Yani Türk askeri kuvvetlerinin kabus senaryosuna göre bir baba ve oğlu ne yapacaklardı? İşgal altındaki bölgeleri bir traktör ve birkaç tarım aletiyle geri almaya mı kalkışacaklardı? Elbette açıktır ki tüm bir orduya karşı bir tehdit değillerdi ve sağ olarak geri dönebildikleri için şanslıydılar.
Belki de gerçekten ihlalde bulundular. Belki de kazaen olmuştu bu. Belki de bilinçli olarak provokatif bir olaydı ancak geçmişte iyice belgelenmiş çeşitli olaylara bakıldığında, Türk ordusunun ani tepkilerini bilerek kendi hayatlarını tehlikeye atacak kadar gerçekten aptal olabilirler miydi?”
“RUS RULETİ…”
“Tarihin bize pek çok kez göstermiş olduğu gibi – ki bunlar arasında en dikkat çekici olanı bundan 30 sene önce meydana gelen olay vardır – Türk askerlerini bilinçli biçimde provoke etmek, rahatlıkla öldürülmekle sunuçlanabilir. Ve nihayetinde adalet de sağlanmaz sonrasında. Herhangi birisinin oynayacak kadar deli olmadığı bir Rus ruletidir bu ve Kıbrıslırum tarafında da bunu kanıtlayacak cesetler mevcuttur.”
“BM ZAMANINDA PAYLAŞMALIYDI…”
“Karşılıklı suçlama oyununu şu veya bu şekilde bitirecek olan şey, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün zamanında olayla ilgili soruşturma sonuçlarını kamuoyuyla paylaşması olurdu ve bunu yaparken de ille de bir tarafı suçlaması gerekmezdi. Gerçekler zaten herşeyi ortaya koyacaktı…
Ancak Birleşmiş Milletler kendi “eşit mesafe doktrini” çerçevesinde kimi zaman olayların çevresinden dolanmakta ve bunun her iki tarafı ve özellikle de Türkiye’yi “tatlı ve işbirlikçi” halde tutacağına inanmaktadır.
Bu her zaman çalışmamaktadır ve gerginlikleri........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin