Duomo di Sant’Andrea’nın Gölgesinde
Güzel bir tekne turunun ardından Amalfi’ye vardığım sabah, denizden gelen hafif tuz kokusu, bir ressamın fırçasından çıkmış gibi duran evlerin arasından yayılan insan seslerine karışıyordu.
Amalfi Sahili’nden çıkıp da kıvrımlı yollardan geçerken her virajda yeni bir manzara ortaya çıkıyordu.
Kayalıkların üzerine kurulu renkli evler, denizin lacivert tonlarıyla birleşince sanki bir tabloya bakıyormuşum gibi hissettim.
Kasabanın merkezinde küçük dükkânların vitrinlerinde limoncello şişeleri parlıyor, seramik tabaklar ve el yapımı hediyelikler göz alıyordu.
Amalfi’nin o kendine özgü hareketli ama aynı zamanda huzurlu atmosferi hemen hissediliyordu.
Dar sokaklardan yürüyerek Piazza Duomo’ya ulaştım.
Meydana adım attığım anda gözlerim ister istemez yukarıya kaydı.
Amalfi’nin kalbinde yükselen görkemli yapı, Duomo di Sant’Andrea tüm ihtişamıyla karşımdaydı.
Katedralin önünde uzanan geniş merdivenler sanki ziyaretçileri yavaşça yukarı davet ediyordu.
Merdivenlerin alt basamaklarında oturan insanlar, fotoğraf çeken turistler ve meydandaki küçük kafelerde kahve içen yerel halk Amalfi’nin günlük hayatını oluşturuyordu.
Ben de bir süre merdivenlerin tam karşısında yer alan, restorana oturup bir şeyler içerek durup katedrale bakmayı tercih ettim.
Bazen bir yapıyı anlamanın en iyi yolu, onu biraz uzaktan izlemektir...
Merdivenlerden yukarı doğru çıkmaya başladığımda her adımda manzara biraz daha genişliyordu. Arkamda Amalfi meydanı ve denize doğru uzanan sokaklar kalıyordu.
Yukarı çıktıkça katedralin detayları daha belirgin hale geldi.
Duomo di Sant’Andrea’nın cephesi gerçekten etkileyiciydi.
Altın ve yeşil tonların hâkim........
