Şükran!
Sizce Türkiye, Kıbrıs’ta iki ayrı eşit egemen devlete dayalı bir çözüm modelinin kesinlikle kabul görmeyeceğini bilmiyor mu?
Peki, ısrarın, inadın, sürekli bu konuda demeç üzerine demeç vermenin veya Tahsingillere verdirtmenin sebebi nedir?
Birinci sebep, nüfus taşımasıyla alakalı suçun örtbas edilmesidir…
İkinci sebep de elbette elde edilen stratejik toprak parçasının kaybedilmesi riskini engellemek veya süreci uzatmaktır…
Ama en acı sebep üçüncüsüdür…
Türkiye, kendi içindeki sıkıntılara veya adaletsizlik, usulsüzlük, yolsuzluk gibi negatif kaynaklara bağlı olarak; Kuzey Kıbrıs’ta kurduğu ve yönettiği alt yönetimde de resmen çuvallamıştır!
Kuzey Kıbrıs coğrafyasında 1974 sonrası kurulan düzen tam bir yönetim faciası, demokrasi fiyaskosudur…
Ve bütün bu “kompleksleri” yani mutlak başarısızlıktan kaynaklanan çökmüşlüğü ve ortaya çıkan çürümeyi örtmenin yollarını aramaktan başka bir şey yapmıyorlar!
Mesela Ortodoks Kilisesi veya herhangi bir papazın siyasi açıklamaları…Vaaaay da Girne’ye “bizimdir” dediler!
Haaa adamlar örneğin Girne konusunda yalan da söylemiyor ki o da ayrı bir mesele ama nerede bir ELAM açıklaması okusalar, nerede Hristodulidis mesela kendi toplumunun veya ülkesinin güvenliği adına bir demeç verse, bir anlaşmaya imza atsa “vaaaay da silahlanıyorlar, aha bizi sevmezler, işte bizi kesme planları” diyorlar!
En vazgeçemedikleri konu “garantörlük” konusu!
Hem ayrı – eşit ve egemen devlet kuracaklar hem de garantörlüğü sürdürecekler!Yalan bile değil bu siyaset!Tamamen saçmadır!
Garantörü olduğun Kıbrıs devletini böleceksin ama aynı devletin garantörü olmaya devam mı edeceksin?
Haaa gücün varsa ayır, egemen eşit bir devlet kur, git onun........
