Senih Hocam…
Senih Çavuşoğlu bir profesör… Sanatçı…Yazar…
Vallahi yazamıyorum…Yemin ederim yazıya giremiyorum…
Aklıma nedendir bilmem Tufan Erhürman ve Ersin Tatar birlikte geliyorlar; Allah sizi inandırsın, ağlanacak halimize gülmeye başlıyorum!
Tufan Erhürman ne yapabilir ki!
Vardır elbette bu Senih denen adamın bir suçu!Hele sosyal medyada yorumları okuyorum bazı paylaşımların altında, kahkaha krizinden ölüyorum!“Türkiye’yi ve KKTC’yi eleştiriyor, dalga geçiyor” diyor bir tanesi!
Geçmesin mi?Çünkü Türkiye ve KKTC diktatör tarafından yönetilen bir faşist devlet mi?Demokrasi?Şu anda Türkiye de, Türkiye’nin kalın bağırsağı da dalga geçilecek şekilde yönetiliyor kardeşim!
Biraz ara vereyim, kafamı bir toparlamaya çalışayım, yazmaya devam edeceğim…
Senih Çavuşoğlu’nu 1571’den beri tanırım…Şaka tabii ki!Ama mesela yani!Senih’in ailesi ile tanışmam daha da öncesine dayanır, Nuh’un gemiyi çakmaya başladığı günlerdi falan…
Senih’ten önce eşini tanıdım… Eşi Banu, eşinin tüm ailesi, mesela eşinin annesi ve babası ile aynı köyde doğdum… Gaziveren’de…
Ve yine Senih’ten önce babasını – amcasını tanıdım… Öğretmendiler ve askerdiler…Senih’in babası da kayınpederi de kayın validesi de öğretmendi…Senih’in babası – kayınpederi, bu ülkeye her alanda, askerlikte, teşkilatçılıkta, öğretmenlikte, sporda, sendikacılıkta asla hakları ödenemez hizmetlerde bulundular…
Ve bin bir çileyle büyüttüler çocuklarını…“Bin bir çileyle büyüttüm oğlumu…”ndaki gibi!
Senih’le samimiyetimiz Ankara’da üniversite yıllarında başladı… Benden iki yaş küçük… Aynı üniversitenin farklı fakültelerinde okuduk!
Bir insan bu kadar mı mükemmel olur?Aha Senih!Mükemmel bir evlat, sağlam bir dost, olağanüstü bir eş, perfect bir baba!Ama en çok da gülmeyi bilen bir sevgi insanı…
DAÜ’de İletişim Fakültesi Dekanlığı yaptı uzun süre… Hocalık yaptım, yarı zamanlı; komutasında…
Yedim, içtim, eğlendim, tartıştım, sohbet ettim, belki çoğu zaman aynı şeyleri de düşünmedim –........
