Irkçılık tehlikesi ve “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…”
Irkçılık, Dünya’daki en ciddi ve tedavisi en zor hastalıkların başında gelir… Ve bu hastalık, ne yazık ki son dönemlerde, rahatsız edici bir şekilde artmaktadır…
En başta bizi çok yakından ilgilendiren, belki de Kıbrıslı Türk toplumunun yarıdan fazlasının yaşam sürdüğü İngiltere’de bu hastalığın şiddetle karışmış bir şekilde yükselişte olmasıdır.
Kıbrıs’ın iki tarafında da bu hastalıktan muzdarip insan sayısı çok fazladır!
Özellikle bu hastalığı taşıyıp da “hayır hasta değilim” diyenlerimizin sayısının yüksekliği de göz ardı edilmemelidir.
Yabancı düşmanlığı, ırkçılık hastalığının yükselmesinin başta gelen sebebidir…
Özellikle son yıllarda, savaşlardan, ekonomik çöküntüden, insan hakları yoksunluğundan dolayı artan göç veya göçler, özellikle “Batılı ve beyaz” ülkelerde, “beyaz ırkçılığı uykusundan uyandırmış” durumdadır!
Ve bunun önüne geçmek çok da kolay değildir!
Güney Kıbrıs’ta daha çok Avrupa’daki beyaz toplumlardaki davranışlara benzer şekilde, yabancı göçmen düşmanlığı kaynaklı olarak ELAM’ın yükselmesi; Kuzey Kıbrıs’ta “Türkiyelilerin partisi” ve “Türkiyeli – Kıbrıslı” ayrımcılığı; üzerinde dikkatle durulması gereken “ırkçılığı artırıcı” kültürlerdir…
ELAM’ın yükselişinin temel sebebi “Türk Düşmanlığı” olmayabilir!Ama ELAM, temeli Türk düşmanlığı olduğu için; Kıbrıs’taki iki toplum veya Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında, geçmişte olduğu gibi, adice kışkırtmalara sebep olabilecek bir pozisyonu temsil etmektedir…
Kıbrıs’ın Kuzey’inde de özellikle Afrikalı ve Asyalı göçmen ya da yabancı işçiler hatta öğrencilere karşı “ön yargı” ve “ırkçılık” boyutu, her türlü “kışkırtmaya” çok yatkın bir durumdadır!
Ortodoks Kilisesi ve ne yazık ki Kuzey’de son yıllarda artan “Türkiyeli cemaatler”in ağırlığı da toplumsal barışı tehdit eden “din kaynaklı” risklerdir…
Peki ne yapmak lazım?Dinci fanatizmini,........
