Yorgun Okullar
Son yıllarda okullarda giderek artan sayıda öğrencinin davranış bozuklukları, öğretmenlerin omuzlarındaki ders yükünün ağırlaşması ve demokratik olmayan uygulamalar eğitim ortamlarında görünmez ama derin bir yorgunluk üretiyor.
Bu yorgunluk yalnızca fiziksel bir tükenmişlik değil, aynı zamanda motivasyon kaybı, mesleğine önem verilmeme hissi ve geleceğe dair umutların azalması gibi duygusal ve zihinsel sonuçlar da beraberinde getiriyor.
Öğretmenler davranış sorunlarını yönetmeye, ailevi ve psikososyal problemlerle baş etmeye ve giderek karmaşıklaşan beklentileri karşılama zorunda kalıyor. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin doğasını değiştirmekte; öğretmeni bir eğitimci olmaktan çok kriz yöneticisine dönüştürmektedir.
Öğretmenler artık sadece öğretmiyor, aynı zamanda sürekli olarak düzen kurmaya, sınır koymaya ve sınıf içi huzuru yeniden tesis etmeye çalışmaktadır.
Öğrencilerdeki davranış problemlerinin artışı, öğretmenlerin günlük iş yükünü doğrudan artıran en önemli faktörlerden biridir. Dikkat eksikliği, saldırganlık, kurallara uymama, akran zorbalığı ve öğrenmeyi istememe gibi davranışlar yalnızca sınıf düzenini bozmakla kalmamakta; öğretmenin zihinsel enerjisini sürekli tüketmektedir.
Bir öğretmen için ders anlatmak, öğrencilerin öğrendiğini gözlemlemek mesleğiyle gurur duymasının en önemli boyudur. Buna karşın sürekli disiplin sağlamak zorunda kalıyor olması çok daha........
