menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sibel Siber ve “...KULÜP...” kitabı

12 0
01.02.2026

Sibel hanım sağlık alanında bir doktorumuz. Ama bunun yanında toplumsal belleğe katkı koyacak çalışmalar da yapıyor. “Kıbrıs’ta Jön Türk Hareketi, KULÜP, Kardeş Ocağı” isimli kitabı toplumsal bellek adına önemli bir çalışma. Bu konuda bir kitap yayınlama fikrinin nasıl doğduğu, kendisine yönelttiğim ilk soru oluyordu.

Bizim ülkemizdeki doktorluk mesleğini sürdürürken aynı zamanda hastalarımızla olan konuşmalarımız iletişimimiz bize anlatılanlar, başka başka alanlarda da merak uyandırıyor bizler için. Örneğin her zaman belirttiğim gibi; araştırmacı yazar Harid Fedai bey benim hastamdı. Kıbrıs’ın tarihiyle ilgili, geçmişle ilgili onunla uzun sohbetler ederdik. Bana anlattıkları bana verdiği arşiv bilgileri çok değerliydi. Bu dürtü bende ilk defa nereden başladı derseniz bu sohbetlerden diyebilirim. Daha sonra ülkemizin yetiştirdiği değerli araştırmacı yazarların -ki bir tanesi de sizsiniz Eralp bey- , onların kitaplarını okudukça bende uyandırdığı heyecan, merak beni yazmaya yöneltti. Şunu da belirtmek isterim ki, daha yazılacak anlatılacak çok şey var.

Sibel hanımın “Kıbrıs’ta Jön Türk Hareketi, KULÜP, Kardeş Ocağı” kitap fikrinin nasıl doğduğunu bu konuda araştırma yapmaya kendisini neyin ittiğini merak ediyordum...

Kısaca “Kulüp” diye söz ettiğimiz Kardeş Ocağı, benim çocukluğumda yer tutan bir mekân aslında. Biz 1971 yılında babamın öğretmen olması dolayısıyla Lefkoşa’ya tayinimiz çıktığında o zaman ben de 11-12 yaşlarımda bir çocuktum. Babam bir akşam eve geldiğinde dedi ki; “Kardeş Ocağı’na müraccaatım kabul edildi.” Yüzündeki o mutluluk ifadesi bende, burasının çok önemli ve buraya kabul edilmenin çok önemli olduğu düşüncesini doğurdu. Daha sonra babam evdeki sohbetlerinde Kardeş Ocağı’nda şöyle dendi bunlar yapıldı derdi. Bu mekandaki gerek sosyal, siyasal gerekse kültürel alandaki konuşmaları sadece bizlere değil dostlarına da anlatırdı. Bu anlatımlarında KULÜP beni çok etkilemişti.

Daha sonra mesleğime başladığımda da Kardeş Ocağı’yla ilgili merağım devam etti. Yani bu Kulüp’ün nasıl olur da uzun yıllar toplumun merkezinde yer aldı, bir şekilde nasıl toplumun ileri gelenlerinin toplandığı bir yer oldu şeklinde kendime sorular sordukça merağım da bir o kadar artmaktaydı. Bu kez “sözlü tarih” dediğim bilenlerle, örneğin merhum Oktay Feridun’dan çok bilgiler aldım. Az önce belirttiğim gibi yine Harid Fedai’den, eski başkanlardan sayın Hilmi Refik’ten bilgiler aldım. Bu konu üzerine çeşitli kitaplar........

© Yeni Düzen