Ortadoğu’nun papatya falı: Anlaşılıyor, anlaşılmıyor…
İslamabad görüşmeleri bir anlaşma olmadan sona erdi. Bu yazı yazılırken ileriki günlerde müzakerelerin nasıl, hangi formatta süreceği belli değildi. Vance, yaptığı dönüş konuşmasında ABD olarak son tekliflerini verdiklerini söyledi. Demek ki teklifin İran tarafından değerlendirilmesini ve bir karşı yanıtın hazırlanmasını bekleyecekler. Zaten ateşkes 15 günlük geçici bir ateşkesti; uzatılabilir, bozulup- bozulma ile birlikte taraflar birbirine sıkı bir yumruk atar- tekrar ilan edilebilir. Bazıları bir çerçeve anlaşması, ya da geçici bir anlaşma çıkmasını da bekliyor. Ben o kadar emin değilim- zira mesele savaşı bitirmek ve ABD açısından savaştan çekilmek kadar basit değil. Masada hem bölgesel hem nükleer ilkeler üzerinden küresel rejimi/rejimleri etkileyebilecek ciddi meseleler var. Bu meseleler ne zamandır görüşülüp duruyordu denilebilirdi ama zaten anlaşmak yeterince iyi bir seçenek olarak görülseydi, bu savaşa hiç girilmezdi. Ayrıca masadaki konular İran’ın bölgesel düzendeki yeni konumunun ve gücünün sınırlarını belirleyeceğinden ABD’nin kafasındaki bölgesel düzen için de çok önemli. Körfez ve İsrail’in pür dikkat kesilmesi bu yüzden. Washington, bu savaşa girerken İran’ın kapasitelerini minimuma indirecek bir sonucun alınabileceğini düşünüyordu, bölgesel düzen algısını da bunun üzerine kurmuştu. Müzakerelerin kabul edildiği noktada İran’ın direniş kapasitesine sahip olduğu, bu kapasitenin tükenmediği biliniyordu. Dahası İslamabad’da görüşmeler sürerken ABD’nin İran’ın azmi ve kapasitesi konusunda küçük bir sınama/deneme yaptığını, iki gemisini mayın temizleme misyonu çerçevesinde (?) Hürmüz’e gönderdiğini duyduk. İran, gemilerin Hürmüz’den geçişine izin vermemiş, ABD de durumu zorlamamış görünüyor. Muhtemelen Washington İran’ın esnekliğini, savunmasını indirip indirmediğini sınadı ve Hürmüz’de kontrolü elinde tutmak kararlılığında olduğunu gördü. Ateşkesin uzaması haricinde bir hüküm içerecek herhangi bir çerçeve anlaşması sahadaki bu basit gerçeği yansıtacağından Washington tarafından çok arzu edilmeyecektir.
HERKES KÖTÜ SENARYOYA DA HAZIRLANIYOR
Peki, hiçbir şey değişmedi mi, havanda su mu dövüyoruz? Bu sorulara cevap verirken umutsuzluğa kapılıp tarafların savaşma azminde bir şey değişmediğini söyleyenler de var. Şurası bir gerçek ki müzakerelerden kolay bir çözüm beklenmiyor ve ateşkesin hiçbir sonuç almadan, uzatılmadan da bitmesi ihtimaline karşı herkes hazırlıklarını yapıyor. İsrail ve ABD, bölgedeki askeri tahkimlerini güçlendiriyorlar. İsrail zaten herhangi bir anlaşmanın mürekkebi kuruyuncaya kadar dümdüz edebileceği yerleri dümdüz etme kararlılığında olduğunu Beyrut üzerinden gösterdi. Şimdi ABD’nin Washington’da kuracağı Lübnan masasından elindeki kanı meşrulaştıracak bir sonuç bekliyor. İsrail adına yeterince iyi bir sonuç değil ama ABD’nin yönettiği ve başrolünü oynadığı bir şovda başrol oyuncusunun önüne........
