Savaşın finansal maliyeti: Rezervler, borsa ve tahvil piyasasında ne kaybettik?
ABD – İran Savaşının mali piyasalara etkisi… Mart boyunca tablo çok net biçimde iki şey söylüyor. Birincisi, rezerv erimesinin ana ağırlığı altın kaleminde oluştu; döviz rezervinde de kayıp var ama toplam düşüşün büyük bölümü altın tarafında gerçekleşti. İkincisi, yabancı çıkışı özellikle tahvil/DİBS kanalında yoğunlaştı; hisse tarafında zaman zaman kısa süreli dengeleme görülse bile, asıl güven kaybı sabit getirili menkul kıymetlerde yaşandı. 3 Nisan haftası rezervlerde ilk ciddi nefes alma haftası olsa da, savaş öncesi seviyeye göre hem rezervler hem de portföy akımları bakımından hâlâ belirgin bir hasar söz konusu.
Orta Doğu’da savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye ekonomisinin önüne yalnızca jeopolitik bir risk başlığı değil, aynı zamanda doğrudan finansal bir bilanço da geldi. Çünkü savaş, petrol ve altın fiyatları üzerinden küresel risk algısını bozarken; gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışını hızlandıran, döviz talebini artıran ve merkez bankalarının rezerv pozisyonlarını daha kırılgan hale getiren bir şok işlevi gördü. Türkiye gibi hem dış finansman ihtiyacı taşıyan hem de piyasa güvenine duyarlı ekonomilerde bu tür şokların ilk etkisi genellikle üç kanaldan okunur: Rezervler, yabancı portföy hareketleri ve yerel finansal varlık fiyatları. Son haftalarda açıklanan TCMB verileri de tam olarak bunu gösteriyor: Savaş boyunca rezervlerde çok ciddi bir erime yaşandı; yabancı yatırımcı özellikle tahvil piyasasında sert bir çıkış yaptı; son açıklanan haftada ise ilk kez sınırlı bir nefes alma işareti görüldü.
İşin dikkat çekici yanı şu: Finansal piyasalarda bazen tek bir haftaya bakmak yanıltıcı olabilir. Son veri bize bir miktar toparlanma gösterse bile, bu toparlanmayı anlamlı kılan şey, ondan önce gelen dört haftalık ağır kayıp dönemidir. Bu nedenle meseleye sadece “rezervler geçen hafta arttı mı?” sorusuyla değil, “bu artış hangi kaybın ardından geldi?” sorusuyla bakmak gerekir. Mart ayı boyunca yaşanan hareket, sıradan bir haftalık dalgalanma değil; savaşın yarattığı belirsizlik ve portföy kaçışının birikimli bilançosudur. Tam da bu yüzden son haftayı, ancak önceki haftaların yarattığı hasarın içine yerleştirerek okumak gerekir.
30 Mart–2 Nisan haftasına, yani TCMB tablolarında 3 Nisan itibarıyla görülen son döneme baktığımızda, ilk kez belirgin bir rezerv toparlanması görüyoruz. Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervi 55,290 milyar dolardan 58,417 milyar dolara yükseldi;........
