menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vicdanın susturulması, bastırılması ve körelmesi

18 0
05.05.2026

İnsanın fıtratına yerleştirilmiş olan bu ahlâkî mekanizma, insanın hem Rabbiyle bağını kurarak hakikate yönelten, hem de sorumluluk şuuru geliştiren çok önemli bir role sahiptir. Ancak vicdan miyarı, enaniyetle, kişisel çıkarlarla, tarafgirlik hissiyle istibdatla ve ideolojik algılarla bozulabilir. Bu bağlamda vicdanın susturulması, bastırılması ve körelmesi, ahlâkî yozlaşmanın üç aşamalı süreci olarak değerlendirilebilir.

Bu ahlâkî yozlaşmanın ilk aşaması, vicdanın susturulmasıdır ki, kişinin içsel uyarılarına rağmen bu uyarıları bilinçli olarak görmezden gelmesiyle başlar. Bu aşamada kişi, hakikati bilir; fakat menfaat, korku ve benzeri sebeplerle vicdanının sesini duymamayı tercih eder.  Kişi, kendi çıkarını merkeze aldığında, hakikatin sesini kısar, nefsinin sesini dinlemeye başlar.  Bu durumda vicdan hala aktiftir, konuşur, fakat dinleyen olmaz. Fakat bu hal sürekli devam ederse vicdan bir süre sonra işlevsiz hale gelir ve susar. Böyle bir kimse zamanla da daha az konuşur hale gelir. Bu aşamada dinlenen derslerin tesiri ve kişinin tevbe istiğfarı durumu düzeltebilir.

Ahlâkî çöküşün ikinci aşaması ise vicdanın bastırılmasıdır ki, vicdanın susturulmasından sonra ortaya çıkar. Bu durumdaki vicdan, artık, yavaş yavaş, etkisizleşmeye  başlar. Cerbezenin, su-i zannın, gıybetin bolca istimal edildiği kısım bu noktadır. Yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermeye çalışır. Nefsi temize çıkarma ve sorumluluğu başkasına atma  tam da bu aşamada belirir.

Bu durum aslında önceleri insanın iç dünyasında bir çatışmaya götürür iken sonra bu ........

© Yeni Asya