menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ehl-i Beyt ile ilişkilerimiz-6

22 0
24.04.2026

HZ. Ali Sevgisi Şeklinde Geldi

Şia-i Hilafet, yani hilafetin Ehl-i Beytte devam etmesi gerektiği görüşünde olan Şia, siyasî garazlardan ve tecavüzlerden kurtulamıyorlar. Hatta, Hz. Ali sevgisi için değil, Hz. Ömer’e buğz için Ehl-i Beyti haklı buluyorlar. 

Amr bin As’ın Hazreti Ali’ye karşı duruşu, Ömer ibni Sa’d’ın Hazreti Hüseyin’e karşı şiddetli harbi, İran milletinin Hazreti Ömer’in eliyle yara alması, Ömer ismine karşı şiddetli bir adavet meydana getirdi, intikamlarını Ali sevgisi suretinde gösterdiler.  

Oysa İran milleti Âl-i Beytten değildir. Hazret-i Ömer fethettiğinde İran zerdüşt dinine mensuptu. O günkü devletin adı Sasanî devletiydi. Sasanî devleti 3. yüzyılda kurulmuş bir Pers İmparatorluğu idi. Dört yüzyıl boyunca Orta doğunun yarısını yönetmişti.

Zerdüştlük 3500 yıl önce İran’da (Zoroaster) Zerdüşt tarafından kurulmuş dünyanın en eski dinidir. Tek tanrılı vahiy dinidir. Ahura Mazda’yı yüce Rabb kabul ederler. Zerdüşt bu dinin peygamberidir.    

Şia’nın Davası Hak mıdır?

Şia’nın Ehl-i Sünnete karşı tenkit hakları yoktur. Çünkü Ehl-i Sünnet Hazret-i Ali’yi pek ciddi severler. Fakat Ehl-i Sünnet hadisçe tehlikeli sayılan muhabbetin ifratından çekiniyorlar. Peygamber Efendimiz (asm) Hazret-i Ali’yi ve Ehl-i Beyti sevmemizi istemiştir. Bu istikametli sevgiyi Ehl-i Sünnet gösteriyor. 

Oysa, Şia’da ifrat-ı muhabbet vardır. İfrat-ı muhabbet, hadiste tehlikelidir. Hazret-i İsa için Hıristiyanların ifrat-ı muhabbetleri nasıl tehlikeli idiyse, Hazret-i Ali için de tehlikelidir.1

“Hazret-i Ali’nin fevkalade kemalatı kabul edildikten sonra, Hazret-i Ebu Bekir’i, Hazret-i Ömer’i ve Hazret-i Osman’ı ona tercih etmek mümkün müdür?” denirse, şöyle denebilir:

Hazreti Ebu Bekir’in, Hazreti Ömer’in ve Hazreti Osman‘ın ayrı ayrı kemalatı bir kefeye........

© Yeni Asya