Zübeyrî sistemin mahiyeti…
Anadolu’yu “Cebel-i Cûdi” olarak vasıflayan Bediüzzaman’ın eserlerini okuyanlarda da ihtizazlar oluyordu. Bazen, her tarafı, sisler veya zelzeleden çıkan gubar kaplarken, istikamet derdindeki Kur’ân hadimleri, “Zübeyrî çizgi”yi bir parola olarak kullanmışlardı.
Bu çizginin, Risale-i Nur talebeliğinden farklı olmadığını, Zübeyrî kelimesiyle –hâşâ– Bediüzzaman’ın talebeleri arasında bir ayrımın yapılmadığını ve kastedilen mananın; Said Nursî’nin 1916’da, ilk eseriyle girdiği mücahedesini 23 Mart 1960 baharına ulaştırdığı çizgiden başka bir şey olmadığını yazılarıyla ifadeye çalışan Nur Talebelerine rağmen, bazıları ısrarla farklılık yaftası devşirmeye çalıştılar.
Zübeyir Gündüzalp’in hayatını, çok yerlerden okuyabiliriz. Nurları tanımasını müteakiben Üstad’ın hizmetinde bulunduğu zamanlarında yazdıklarını; Külliyat’tan ve diğer kaynaklardan okuyabiliyoruz. Onunla görüşmüş insanların hatıralarından hareketle kitaplar yazan kardeşlerimizin araştırmalarından da Zübeyir Ağabey hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz… Zübeyrî çizginin mahiyetini anlamak için bütün bunlar yeterli mi, dersiniz…
“Zübeyrî çizgi”den maksat, Bediüzzaman’ın, Âhirzaman’ın imansız ve emansız dinsizliğine karşı Kur’ân’dan te’sis ettirdiği iman davasının; usulleri ve prensiplerinin bütünü ise, elbette yeterli sayılmaz. Ömürlerinin ekser günlerinde Risale-i Nur’lardan yirmi sayfa okuyarak külliyatın dünyasını keşfetmeden, Âhirzaman dinsizlerinin her gün yeniden düzenledikleri tuzaklarından haberdar olmadan, düşmanın cemaat içerisindeki tahribatlarının farkına varmadan, kötülük ve cinayetlerini zahirî bir-iki güzel tablonun arkasında gizleyebilen derin şerirlerin mahiyetlerini öğrenmeye çalışmadan, Said Nursî’nin yanındaki Zübeyir’i tanımak mümkün olamayacağı gibi, Zübeyrî çizginin mahiyetini öğrenmek de kolay değildir.
“Zübeyrî çizgi” denildiğinde, Bediüzzaman’a; dinsizliğe karşı yardıma koşmuş fert, hareket ve gayretler kastedilir. Buradaki hizmetlerin çeşitliliği, zamanlar, koşuşturmuş insanlar, coğrafyalar, enfüsten âfâka genişleyen/daralan dünyalar, bu çizgiyi anlamamızda perde olabilir. Yanıltıcı perdelere karşı yegâne çarenin Risale-i Nurlar olduğunu unutmadığımızda, oradaki pusulalarla istikamette kalabileceğimize inanırız. Risale-i Nurlardan farklı anlamlar çıkararak sıkıntıya düştüğümüzde ise, çevremizde bizim gibi Nurlara teslim olmuşlara sorarız, istişare ederiz. Onlarla aynı şeyleri görüp görmediğimizi, anlayıp anlamadığımızı, hissedip hissetmediğimizi test ederek gafletten uyanabiliriz. Sahabe-i Kiram ‘ın, Sünneti anlamada sıkıntıya düştüklerinde yaptıkları gibi…
Zübeyrî çizgi, yalnızca Risale-i Nur’u esas alır. Hatıralar, başka ağabeylerin anlattıkları ve hatta yazdıkları; Külliyat’ta yer almıyorsa, esas alınmaz. Risale-i Nur Külliyatındaki esaslara uygun olmayan her bilgi, hatıra veya yazı çöpe gider, Zübeyrî çizgide… Bilhassa “sosyal medyayla,” hava zerrelerine bindirilmiş âlemlerin inkişafında, Zübeyrî çizgiyi takip iyice güçleşti. Sanal ortamlarda muhabbete dalan Kur’ân hadimleri, o zemini hakikat zannederek esas mücahede meydanını terk ettiklerinin farkına varamıyorlar. Zübeyrî çizgideki bazı prensiplere itirazlarından dolayı, bulunduğu yerin şahs-ı manevîsinden istinkâf edenler; sanal muhabbet ortamlarında, Nur Kardeşleriyle; Zübeyrî çizgideki usul ve prensiplere aldırmadan devam ederler. İşin içine Nurlardan damlayan muhabbet katreleri de karışınca, hakikaten tadından vazgeçilmiyor. Peki hakikat… Kur’ân’ın emansız düşmanlarına karşı oluşturulan mücahede meydanlarında geçerli, kurallar, kaideler, usuller…
Bediüzzaman’ın vefatından sonra kimseyi –tarikattaki gibi– vekil bırakmadığını, Nurları okuyanlar bilirler. Zübeyir yalnızca örnek bir talebedir, Üstadının yanında. Çevresindeki talebelerine Zübeyir’i misal gösteren Üstadımız, Nurlara havale ediyordu. Meselenin Nurlar’dan araştırılmasını, istişaresini, dikkati, muhabbetle hareketi ve en önemlisi tesanüdü talebelerinden istiyordu. Nihayet Zübeyir de öyle yapmamış mıydı?
Bediüzzaman’ın kendi yerine tayin ettiği vekilinin, Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi olduğunu bilenler, bu şahs-ı manevînin, kaideleri Nurlarda belirtilmiş meşveret olduğunu da biliyorlar. Zübeyrî çizgiden maksadın da bu şahs-ı manevî olduğunu, bir kez daha hatırlamış olduk.
Zübeyrî sistemin mahiyeti…
İran’ın Savaşı ve ittihad-ı İslâm’ın ayak sesleri...
İran’ın savaşı, ittihad-ı İslâm’ı hızlandırmıştır
Medreseler ve annelerin Kur’ân’ca lehçeleri…
Ramazanlarımızı kana bulayanlara dair...
Küreselci Marksistlerin 12 Eylül Projesini, 28 Şubat’la örtenlere dair...
İsrailoğullarına yeni yurt aranıyor...
İman ile küfrün global savaşına dair…
Anneler, şeair ve medreseler...
İslâm’ın hâkimiyetine sekiz dehşetli mani
Zübeyrî sistemin mahiyeti…
“Hüve” zamirine kurulan “Hava” köprüsü - 3
Risaleler akıcı bir üsluba sahiptir
Yargıyı temizleyecek yargı: AİHM
Müftü Mehmed Şakir Efendi
Kâfirin kılıcı, saadet mi, esaret mi? - 3
Huzur ve saadette açlığın hikmeti
'Türk işletenli tankere gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz'
Wall Street Journal: Trump, savaşı hızla bitirmek istiyor
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir: Personel krizine çözüm bulmazsak ordu kendi içinde çökecek
Türk petrol tankeri vuruldu - Uraloğlu: İDA ile yapıldığını düşünüyoruz
Yaklaşık 1900 gemi mahsur kaldı
Elazığ Sivrice'de 4,3 büyüklüğünde deprem
Rusya'dan: ABD ve İsrail'e bir çağrı daha: İran'ın nükleer altyapısına saldırıları durdurun
Kınamaları bırakalım: İsrail’i birlikte durduralım
"İran anlaşma yapmak istediğini açıklamaktan çekiniyor"
BM: Savaş "kontrolden çıktı"
Şanlıurfa'da 4 ilçede eğitime ara verildi
Uzlaşma, Orta Doğu’nun menfaatine
Almanya: İran savaşı feci bir hata
İran: Müzakere edilecek konumda değilsiniz
“TBMM savaş gündemiyle toplanmalı” teklifine red
Yüksekova-Hakkari yolu heyelan sebebiyle ulaşıma kapatıldı
Tarafsız görünüp İsrail’in yanında durmayalım
ABD'nin Lincoln gemisi füze menziline girdiğinde hedef alacaklar
"Enerji kaynaklarını en yakın komşularımıza tedarik edeceğiz"
