Orucun hikmetleri
Bediüzzaman, “Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri, hem Cenab-ı Hakkın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri….”2,nazara vermiş.
Allah’ın rububiyeti cihetiyle zemin yüzüne bakıldığı zaman zemin yüzünü bir sofra-ı nimet suretinde halk etmiştir. Bütün nimetleri içinde barındıran ve insanların maddî ve manevî duygularına hitap eden büyük bir sofradır. Bu sofrada her canlının rızkı hazırlanmıştır. Bu küllî sofrada insanoğlu fıtratı gereği âdeta bütün sofrayı ihata edecek bir tarzda faydalanıyor. Oruç, insanı Rabbin sofrasında misafir olduğunu fark etmeye sevk eder, nimetlerin kıymetini öğreterek insanı şükre yöneltiyor.
Bütün bu sofraların mükemmel bir şekilde tanzim edilmesinde, Allah’ın rububiyet sıfatı tecelli ediyor. Rububiyet sıfatı, Cenab-ı Hakkın, her zaman her yerde her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, terbiye ve tedbir ve malikiyeti ve besleyiciliği arttırmaktır. Oruç, rububiyetin tecelli ettiği bu büyük sofranın bir nevi ilancısı hükmündedir.
Ramazan orucunun sosyal ve içtimaî hayattaki hikmeti ise insanoğlunun görmüş olduğu en ağır hadiselerin acı faturası ekonomik sebepler olmuştur. Fakir ve zenginler arasında ki çarpışmanın temelinde sermaye paylaşımında ki dengesizliklerdir.
Bediüzzaman Hazretleri ne kadar haklı olduğu, “... Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne?” veya “İstirahatim için zahmet çek, sen çalış ben yiyeyim.” tespitinin doğruluğunu günümüzdeki baskıcı, zalim ve zorba........
