menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Arayana değil aratana bakarım”

13 0
09.06.2026

Bandırmalı Tatlıcı Ali Efendi ile ilgili anlatılan şu ibretli hatıra, bugün unutulmaya yüz tutmuş merhamet ve ihlâs duygusunu ne güzel gösteriyor.

Gece geç vakitte ev telefonu çalar. Telefonda bulunan kişi yanlışlıkla Ali Efendi’nin evini taksi durağı zannetmiştir. Telaş içinde bu adrese taksi gönderilmesini ister. Ali Efendi ise “Burası taksi durağı değil” deyip telefonu kapatmaz. Çünkü karşı tarafta muhtemelen bir ihtiyaç ve bir sıkıntı olduğunu hisseder. Hemen taksi durağını arar, bu adrese bir araç gönderilmesini ister. Üstelik hastanın hastaneye götürülmesini, tedavi boyunca beklenmesini ve dönüşte tekrar eve bırakılmasını söyler. “Ücret almayın, ben öderim” der.

Ertesi gün hasta yakınları, mahcubiyet içinde taksi ücretini ödemek için gelirler. Fakat Ali Efendi’nin verdiği cevap, aslında bu kıssanın en derin mesajıdır: “Ben arayana değil, aratana bakarım.”

Bu söz, sadece güzel bir nezaket değil; aynı zamanda derin bir iman ve tevekkül anlayışıdır. Çünkü Tatlıcı Ali Efendi, o gece çalan telefonu sıradan bir tesadüf olarak görmemiştir. Ona göre Allah, bir insanın ihtiyacını gidermek için bazen başka kullarını vesile eder. Yanlış çevrilen bir telefon bile bir hayra kapı olabilir.

Bugün insanlar yapacakları yardımın karşılığı hemen bekliyorlar, iyilik bile çoğu zaman reklam malzemesi hâline geliyor. Oysa........

© Yeni Asya