Gerçeklik ve yalnızlık - Zaman ve hakikat arayışı-2
Fakat hakikat, yalnızca görünenlerden ibaret değildir. Görünmeyen fakat, akıl yürütme ve metafizik düşünceyle araştırılabilen boyut da hakikatin ayrılmaz parçasıdır.
İnsan, ancak bu iki alanı birlikte değerlendirdiğinde; hem kendisini, hem de varlığı daha doğru anlayabilir.
Bu yüzden zaman yalnızca saatlerin gösterdiği bir ölçü değildir; insanın hakikate doğru yürüyüşünün de adıdır.
Yalnızlık ise bu yürüyüşte insana eşlik eden sessiz öğretmendir. İnsan, zamanın akışı içinde kendisini kaybettiğinde yalnızca yaşamış olur; fakat zamanı aşarak hakikati aramaya başladığında, gerçek anlamda insan olmaya yönelir.
“Yalnızlığıma katılabilirsin; yalnız soru sormayacaksın.” diyor Tomris Uyar.
Bu söz ilk bakışta bir kırgınlığın, bir küskünlüğün yahut insanlardan uzaklaşma arzusunun ifadesi gibi görünür. Oysa insanın en derin yalnızlığı, etrafında insan bulunmamasından doğmaz. Asıl yalnızlık, varlığın birliğini kaybetmesidir.
Vahdeti göremeyen göz yalnızdır; ehadiyeti okuyamayan akıl yalnızdır; eşyayı birbirinden kopuk zanneden ruh yalnızdır.
İnsan, dünyanın en kalabalık metropolünde yaşayabilir. Milyonlarca insanın arasında yürüyebilir. Yahut kutupların sessiz beyazlığında tek başına ömür sürebilir.
Ekvatorun bitmeyen yağmurları altında yahut balta girmemiş ormanların derinliklerinde yaşayabilir. Semaya uzanan dağlar, çağlayan nehirler, uçsuz bucaksız denizler, sayısız hayvanlar ve Cenab-ı Hakk’ın en nadide, en zarif sanat eserleri olan çiçekler........
