Koca çınar Hasan Şen
En son, bir buçuk sene evvelki İzmir seyahatimde; Hasan Ağabey, Süleyman Kösmene, Nejdet Şimşek ve Âdem Saka ile beraber Tire sohbetine gidip gelmiştik.
Risâle-i Nur hizmetlerine ömrünü vakfetmişti. Senelerce Yeni Asya Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Kutlular Ağabeyle de oldukça samimî idiler.
Beyefendiydi, hizmet ehliydi. Yeni Asya çizgisinden hiç ayrılmamıştı.
"Hasan baba" diye takılır ve ilâve ederdim; "Ben Balıkesir'de çalışırken, orada bir 'Hasanbaba çarşısı' var. Ona teşbihen, Hasan Aktunç Ağabeye de öyle derdim. Onun için sana böyle dedim" deyince, hoşuna gitmiş, tebessüm etmişti.
Başkasını bilmem de, kibarlığından dolayı, bana hep "Osman Bey" diye hitab ederdi. Geçen sene beni aradı. "Osman bey, Bursa'da isen, ben Yalova'ya gideceğim, geçerken seninle bir konuşmak isterim" dedi. "Olur Hasan Ağabey, beklerim" dedim, ama gelmedi. Muhtemelen, son dâhili meseleler üzerine fikir teâtisinde bulunacaktı. Gerçi ben, vicâhî görüşmelerimizde, bu meseleler hakkındaki fikrimi söylerdim. Şahısların hata yapma ihtimalinin yüksekliğini, şahs-ı mânevînin ise asgarî olduğunu.
Bir müddettir, bir iki hastalıktan dolayı hastahaneye yatmıştı. Hep irtibattaydım, arayıp hatırını soruyordum. "Bak sesin iyi geliyor Hasan Ağabey maşâallah!" diye, moral veriyordum. En son aramalarımdan birinde, kendisi cevab veremedi, hanımı Nurbanu Hanımla ile konuşup malûmat aldım. 19 Nisan Bursa Ulu Cami mevlidinde gözlerim aradı, göremedim. İzmirli arkadaşlara sordum.........
