menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adalet mülkün temelidir-1

4 0
previous day

Buradaki “mülk”, yalnızca dünyevî yönetimleri değil; Yaratıcı’nın var ettiği, bildiğimiz ve bilmediğimiz her şeyi kapsar. Mülkün yegâne sahibi Mâlikü’l-Mülk olan Allah’tır; adalet ise her varlığın hakkını gözetmek ve o hakkı eksiksiz teslim etmektir.

Gözümüzün gördüğü yahut göremediği her zerrede muazzam bir adalet tecellisi hâkimdir. Çeşit çeşit bitkilerden mahlukatın envai türüne kadar kâinatın her köşesinde bu İlâhî nizamı müşahede ederiz. İnsan da bu tam adalet üzere halk edilmiştir. Bütün organlarımız mükemmel bir intizamla yerleştirilmiştir. Yürümek için ayaklar zeminde, idrak için kafa en üstte, kollar yanlarda; kalp ve iç organlar ise dış tesirlerden korunmak adına kaburga kafesinin emniyetindedir. Baştaki gözün konumu dahi adalet ve insicamın ne derece hassas olduğunu açıkça gösterir. İnsan eliyle yapılan araçlarda da bu fıtrî nizam taklit edilir; bir arabanın motoru, ışıkları ve direksiyonu tam bir intizam içindedir.

Her cihazın adaleti, kendi fıtratına uygun iş görmesidir. Gözün adaleti görmek, kulağınki duymak, ayaklarınki yürümektir. Dilin adaleti leziz nimetleri tartıp tatmanın yanında hakikati konuşmak; aklın adaleti ise tefekkür etmektir. Zulüm ise bütün bunların zıddıdır; bir organın yahut varlığın vazifesini engellemek, onu yaratılış amacının dışında kullanmak Yaratıcı’nın iradesine ve Fâtır ismine karşı bir isyandır. Fâtır-ı Zülcelâl’in muradı adalet üzeredir. Zulüm en başta o varlığın kendi kodlarına aykırıdır ve er ya da geç bir cezayı gerektirir. Burası hikmet yurdu olduğundan Hakîm isminin tecellisiyle karşılığı bazen gecikse de adalet eninde sonunda hükmünü icra eder.

Bu İlâhî denge sadece insanda değil, kâinattaki tüm mevcudatta yürürlüktedir.........

© Yeni Asya