Çukur yoldan yürümemek
Suç da öyledir ya. İşlenen bir suça kişi bir anda karar vermez çoğu zaman. Ya da kendisiyle ilgili yanlış bir kararı bir anda uygulamaya geçirmez. Çevrenin, kötü arkadaşların, sosyal medyanın yönlendirmeleriyle birlikte o yolda ilerlenir.
O halde asıl maslahat, fark edildiği anda yanlışı terk etmektir. Olması gereken budur ki, iş işten geçmesin.
Mesela gıybet; Risale-i Nur’da geçen tabirle aşağıların silahı… 1 Gıybete girerken kişi belki de başta farkında bile olmaz. Ve hatta başta gıybet edilen kişi hakkında güzel şeyler söylenerek söze girilir. Sonra yavaş yavaş kötü hasletlere konu çekilir. Kişinin şahsına yönelik sözcükler dilden çıkar. Dil, bir zehir olur bir anda.
“Zinaya yaklaşmayın, çünkü o hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur.”2 ayet-i kerimesi de bize bu dersi verir. Zinaya götürecek yollarda yürümemektir emir burada. Ateşin etrafında dolaştırmamak, oradan uzaklaştırmaktır maksat. Bir hadiste, “... Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister…” buyurulmuştur.3 O zaman ayetin bu emrini dinleyen bir mü’min gözünü, kulağını, dilini, elini ve ayaklarını zinadan uzaklaştırmalıdır önce.
Nasıl ki, zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve layık değildir, hiç acınmaya müstahak olmaz.4 O halde zararın çevresinde gönül rahatlığıyla dolaşan da merhamete layık olmaz. Çünkü o da emre uymuyor, günaha yaklaşıyor.
Hz. Yusuf (as) gibi bir peygamber, “Doğrusu, ben nefsimi temize çıkarmam; nefis dâimâ kötülüğe sevk eder”5 buyuruyorsa, bizim nefsimizin vay........
