İslâm tarihinden bir yaprak
Necaşî, meseleyi dinlemeden karar vermedi ve Müslümanları huzuruna çağırarak sorular sordu. Müslümanlar adına sözü Cafer bin Ebî Tâlib aldı.
Necaşî sordu: “Sizi kavminizden ayıran bu din nedir?”
Cafer (ra) şöyle cevap verdi: “Ey hükümdar! Biz cahiliye üzere bir kavimdik. Putlara tapar, leş yer, hayasızlık yapar, akrabalık bağlarını koparır, zayıfları ezer, güçlü olanlar zayıfları yutardı. Allah bize içimizden bir peygamber gönderdi. Onun doğruluğunu, emanete sadakatini, iffetini bilirdik. Bizi Allah’a kulluğa çağırdı; putları terk etmeye, doğru söylemeye, emaneti korumaya, akrabaya iyiliğe, komşuya iyi davranmaya, kan dökmekten ve kötülüklerden uzak durmaya çağırdı.”
“İsa hakkında ne diyorsunuz?”
Bu soru kritik bir soruydu. Cafer (ra) son derece saygılı bir dille cevap verdi “Biz, Peygamberimizin bize bildirdiğini söyleriz: İsa, Allah’ın kulu, peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur.”
Ardından Meryem Suresi’nin başından ayetler okudu
(Meryem’in iffeti, İsa’nın........
