Seyyidlerin annesi Hz. Fatıma
Cennetlik kadınların en faziletlilerinden biridir. Allah’ın arslanı, şâh-ı velayetin öncüsü Hz. Ali’nin (kv) eşidir. Manevî sultanlar olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in annesidir. Dolayısıyla, dünyanın her tarafından bulunan Seyyidlerin ve Şeriflerin de anneleridir.
Başka bir ifade ile, Hz. Muhammed’in (asm) mübarek nesli Hz. Fatıma ile devam etmiş ve ediyor. Hemen her milletin içinde bulunan Seyyidler, aynı zamanda “Evlâd-ı Resûl”dür. Fakat, bu bağlılık etnik temelli veya irkî manada değil. Çünkü, burada soy ağacı babadan oğula değil, bir hikmete binaen “babadan kıza” geçiş tarzında olmuştur. Bu ise, soy ağacının unsuriyet bağı ile değil, belki nuranî bir silsile şeklinde devam edegelmiştir.
Dolayısıyla, şu hususu net bir şekilde ifade etmek mümkün: Seyyidlerin tamamı Arap olmadığı gibi, Arap olmak zorunda da değildir.
Özetle: Hangi milletten olursa olsun, Seyyidler neslinden gelen bir kız, yahut bir erkekle evlenenlerin çocukları da neseben Seyyid sayılır. Buna göre, Seyyidler çift taraflı çoğaldıkları için, dünyanın her tarafında kesretle/çoklukla bulunmaktadırlar.
Tabiî, bir de çift taraflı, yani hem anne, hem baba tarafından Seyyid olanlar var. Bilhassa, büyük imamlar, aktaplar, mücedditler, müçtehidler, evliyalar, asfiyalar…
Resûl-i Ekrem (asm), kızı Hz. Fatıma’yı (ra) çok severdi. Hemen her karşılaşmada, onu şefkat ve muhabbetle kucaklardı. Sarılıp öperdi. Bir baba ile kız, birbirlerine ancak bu kadar muhabbetle bağlı olurdu.
İşte, bu muhabbetin içinde Resulullah, onda kendi neslini görmüş ve o mübarek Seyyidler neslini hatırı için kızı Fatıma’yı........
