Bir 15 Temmuz Muhasebesi-1: Fethullah Gülen ve Gülen Hareketi neye hizmet etti?
DİZİ: BİR 15 TEMMUZ MUHASEBESİ-1 AV. KADİR AKBAŞ
Üstad Hazretleri bir şahsı veya şahs-ı manevîyi değerlendirirken delil ve akıbete bakılmasını nazara veriyor. 70’li yılların başından itibaren bağımsız bir yapılanma içerisine giren ve Yeni Asya ile ayrılmak olarak ifade edilebilecek bir birlikteliği olmadığını kendisi ifade eden F. Gülen ve kendisine kurdurulan bir hareketin ve topluluğun geride kalan 50 küsur yıllık geçmişini mihenge vurmak, delil ve akıbetine bakmak zarureti vardır. Çünkü Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursî ismini bile açıkça uzun yıllar zikretmeyen ve bundan içtinab eden Gülen Hareketi, iktidarla çatışmaya girdiği 2013 yılından itibaren kendisini bir “Risale-i Nur hizmet grubu” gibi lanse etmeye başladı ve özellikle de Risale-i Nur Külliyatı’nın “sahteleştirilmesi” ile birlikte Nurculukla birlikte zikredilmeye başlandı.
15 Temmuz sonrası hassaten yurtdışına çıkmış Gülenciler Risale-i Nur’un hizmetini sahiplenmek gibi bir tavır takındılar. Hizmet Rehberi’nde bu zamanda en büyük bir hizmet Risale-i Nur’a perde olmamaktır hakikatine yer verilmiştir. Dijital platformların artması, dijital yayıncılık ile birlikte Risale-i Nur Külliyatı’na ulaşmak artık herkes için kolayca mümkün hale gelmiştir. “15 Temmuz Kalkışması”nın Gülen Hareketi ile irtibatlandırılması sonrası bu grup ile ilişkili yüz binlerce kişi hakkında ceza kovuşturmaları yapılması, on binlerce insanın ceza alması ile birlikte kamuoyunda cemaatler, tarikatlar ve özellikle de Risale-i Nur Talebelerinin gizli maksatları olduğu, ihtilâlci bir yaklaşımı benimsedikleri, idare, siyaset ve devlet üzerinden kimi gizli maksatlar güttükleri, siyasî bir cemiyet teşkil ettikleri, dinî eğitim adı altında aslında gençleri siyasî maksatlarına alet ettikleri, ABD kontrolünde oldukları gibi bir şayialar yayıldı. Bugün, bütün cemaatlerin ev, dershane ve yurtlarının büyük ölçüde boş olması bu menfî propagandanın etkili olduğunu gösteriyor.
Deizm, ateizm ve levhiyatın gençleri menfî şekilde etkilediği bir dönemde nazarların Risale-i Nur’un iman hakikatlerine çevrilmesi için Risale-i Nur’un hizmet metodunun doğru anlatılması, Risale-i Nur’un hiç bir dünyevî ve siyasî maksada alet ve tabi olmadığının en net bir şekilde ortaya konması gerekir. Bunun için de F. Gülen ve Grubunun Risale-i Nur’un hizmet prensipleri ile mukayese edilmesi zarureti vardır. Bu sebeple geçen yarım asırlık sürede F. Gülen ve grubunun neye hizmet ettiğini hatırlamakta fayda vardır.
1- Üstad “Zaman cemaat zamanıdır, şahs-ı manevî zamanıdır,” “Ben de bir ders arkadaşınızım” derken F. Gülen merkezinde şahsının, şahsî karizmasının yer aldığı bir yapı kurmuştur. Kendisinin göz yumması ve teşviki ile kendisine Hz. İsa başta olmak üzere Mehdî, Kahtanî gibi pek çok manevî makam verilmesine tepkisiz kalmış, soranlara da hüsn-ü zanlarını hizmette kullanıyorum diye cevap vermiştir. Genç bir vaiz iken bile 70’li yılların başında böyle manevî makamlar ile anılan F. Gülen’in bir proje........
