menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zekâtla imtihan -2

14 0
11.06.2026

Tahsildarlar zekât için ayrılan deveyi gördükleri zaman:

“Senin bunu vermen gerekmez! Biz bunu senden almayı istemiyoruz!” dediler. Sülemî:

“Hayır! Alınız bunu! Ben bunu gönül hoşluğuyla (gönlümden koparak) veriyorum. O da benimdir (Allah’ın emriyle verildiği için, benim demektir)” dedi. Bunun üzerine, tahsildarlar Sülemî’nin ayırdığı zekât ve sadakasını aldılar.

Zekât toplama işini bitirince, dönüp Salebe’ye tekrar uğradılar. Salebe:

“Yazınızı bana gösterin!” dedi. Yazının içine baktı:

“Nedir bu? Ancak cizyedir! Nedir bu? Ancak cizyenin kız kardeşi! Siz, hele şimdi bir dönüp gidin! Ben bir düşüneyim bakayım!” dedi. 

Tahsildarlar, Salebe’nin yanından ayrılıp, Peygamberimizin (asm) yanına geldiler. Peygamberimiz (asm), daha onlar konuşmadan “Vâh Salebeye! Vâh Salebe’ye!” buyurdu.5

Sülemî için de, bereket duası yaptı. Tahsildarlar Salebe’nin ve Sülemî’nin yaptıklarını  Peygamberimize (asm) haber verdiler. Bunun üzerine, Allah, indirdiği ayetlerde mealen şöyle buyuruyordu:

“Onlardan kimi de Allah’a şöyle kesin söz vermişlerdi:  ‘Eğer Allah bize lütfundan verirse, biz de mutlaka zekât ve teberrûda bulunacak ve elbette iyi insanlardan olacağız.’ Fakat Allah lütfundan onlara servet verince cimrilik edip mallarının hakkını vermediler. Zaten onlar yan çizip duruyorlardı. Allah’a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeyi âdet edinmeleri sebebiyle, Allah da bu işlerinin neticesini, kalplerinde kıyamet gününe kadar sürecek bir münafıklık kıldı.” 6

Salebe’nin akrabalarından bir zât, bunu işitince, onun yanına gitti ve “Yazıklar olsun sana ey........

© Yeni Asya