menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yazmak, ama okura

24 1
18.01.2026

Yazmak zor iştir; bunu bilen bilir. Her gün nitelikli bir şey üretmek, zihnin ve kalbin uzun soluklu emeğini ister. Fakat bugün yazmaktan daha zor olan bir şey varsa, o da okumaktır. Çünkü okuyucunun vakti, en az yazarın emeği kadar kıymetlidir.

Bu yazı; etkili ve verimli okumayı dert edinen bir okuyucunun bakış açısından, yazı ile okuyucu arasına giren engellere dair kısa bir muhasebedir.

Kelime kalabalığının gürültüsünde, hakikatin sade sesi çoğu zaman kayboluyor. Gerçek yazar, yalnızca klavye başına geçen değil; fikrini, kalbini ve dilini tefekkür süzgecinden geçirerek okuyucunun zihninde yeni kapılar aralayabilen kişidir. Yazmak hak değil, okura karşı üstlenilmiş bir emanettir.

Yaşanmayan Sözün Etkisi Olmaz

Yazmak, bir taşma hâlidir. İnsan dolmadan taşamaz. Nitelikli okumalar bu sürecin hammaddesiyse, tefekkür o ilk maddenin mayalandığı yerdir. Kendi hayatında karşılığı olmayan fikirler, okuyucuya sunulduğunda isteksizce yenilen bir yemeğe dönüşür. Doyurmaz, şifa da vermez.

Bu hakikatin edebiyatımızdaki en güçlü örneklerinden biri, Mehmet Âkif Ersoy’un "Çanakkale Şehitlerine" şiiridir. Âkif o cephede savaşmadı; fakat milletin imanını, acısını ve fedakârlığını........

© Yeni Asya