YAPARIZ
Durun bir dakika! Efendice dinleyin!
Kimin haddine bu milletin ufkuna tel örgü çekmek? Kimin haddine bu milletin coşkusuna kilit vurup, bin yıllık büyük yürüyüşümüzü üç kuruşluk dar beyinlere hapsetmek?
Köşe başlarını tutmuş yorgun ruhların, ürkek zihinlerin, fonlanmış vizyonsuzların çizdiği o sığ sınırlara bu devasa irade sığar mı? Bu toprağın türküleri, bu milletin hararetli nidası birilerinin masasında icazet beklemez, kimseden ruhsat istemez. Bizim harcımızda eziklik yoktur. Yokluğun, imkânsızlığın, önümüze kurulan o kalleş engellerin tam böğrüne basıp “Çekilin yoldan, biz geliyoruz!” diyen yedi düvele meydan okumuş bir ruh var burada.
Ama yok. İşleri güçleri unutturmak, işleri güçleri “olmaz” demek.
Daha yola çıkmadan önünüze hesap kitap koyarlar. Paramız yokmuş, teknolojimiz yokmuş, imkânlarımız sınırlıymış, dünya çok büyükmüş de biz çok küçükmüşüz. Bırakın bu kalleş ezberleri. Bu milletin tarihinde hangi büyük destan, bütün şartlar olgunlaştıktan sonra yazıldı? Hangi büyük yürüyüşün önüne kırmızı halılar serildi? Bizim hikâyemiz, önüne imkân konulunca ceketini ilikleyenlerin hikâyesi değildir. Bizim hikâyemiz, yokluğun bağrını delip o imkânı söke söke var edenlerin hikâyesidir.
Açın gözlerinizi de bakın bu topraklara!
Samsun’un dalgalı denizinden doğan o masmavi bakışın, o bükülmez memleket hayalinin evlatlarıyız biz. Bu ülke yalnızca taşla, betonla kurulmadı. Bir hayalle, tarladaki nasırın, fabrikadaki çarkın, laboratuvardaki uykusuzluğun harcıyla kuruldu.
Bakın 1950’lerin Bandırma’sına.
Liseli gençlerin gökyüzüne bakıp “Biz oraya çıkacağız” dediği o muazzam Deliler Teknesi’ne bakın. Kısıtlı imkânlarıyla dev gibi duran Kirkor Divarcı’yı hatırlayın. Cepte beslenme parası yok, kulüpte tel yok, çivi yok. Ama göğü yırtacak kadar bükülmez bir inanç var. O çocuklar “Yapamayız” demedi, attılar füzeyi gökyüzüne.
Vecihi Hürkuş’un kendi elleriyle çaktığı o ilk uçak kanadında atan yüreğini, Nuri Demirağ’ın fabrikalarını mühürleyen o bürokratik vesayete rağmen durmayan iradesini kime unutturmaya çalışıyorsunuz? Cahit Arf’ın formüllerinde, Aziz........
