menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Acıyı Bal Yapan” Adam

138 0
16.05.2026

1986’nın sonlarında bir gün, Güneş gazetesinin sahibi Mehmet Ali Yılmaz, yazarların çalıştığı odaya geldi ve onlara şöyle seslendi:

“Yarın, Cumhurbaşkanı Kenan Evren gazeteyi ziyarete gelecek.

Tüm yazarların bu karşılamada hazır bulunmasını istiyor.”

Duyduğu bu sözler, Acıyı Bal Yapan Adam’a çok itici geldi:

“Ne oluyordu, yani? Burası, askeri kışla mıydı ki, böyle bir emir verebiliyordu? Hem yüzü var mıydı, bunca gazetecinin karşısına çıkmaya?”

Ertesi gün, gazetenin önde gelen yazarları en şık elbiselerini giyinmiş halde Evren’i karşıladılar. Hep birlikte gazetenin toplantı salonuna geçtiler.

Kenan Evren, “saçma sapan” esprilerle “şirin” görünmeye çalışırken, Acıyı Bal Yapan Adam’ın orada olmadığını fark etti.

Gazetenin sahibine, onun neden aralarında bulunmadığını sordu.

Mehmet Ali Bey, tepki görmemek için vaziyeti idare etmeye çalıştı ve “Efendim, kendisi aniden rahatsızlandı, odasında istirahat etmek mecburiyetinde kaldı” dedi.

Bu sözler üzerine Evren, hiç beklenmedik bir karar aldı:

“O halde, onu ziyaret edip geçmiş olsun diyelim” karşılığını verdi!

Gazete patronunun yol göstermesiyle yazarın odasına giren Evren daha ilk anda Acıyı Bal Yapan Adam’ın rahatsızlık geçirmediğini anladı ve kinayeli bir üslupla ona şöyle seslendi:

“Rahatsızmışsınız, size geçmiş olsun demek için odanıza geldim!”

Acıyı Bal Yapan Yazar’ın yüzünde en ufak bir yumuşama veya mutlu olma belirtisi yoktu. Kinayeli o lafın altında kalmadı:

“Gidişiniz olsun da dönüşünüz olmasın!”

O anda, odada buz gibi bir hava esti…

Evren, hiçbir şey söylemeden sinirli bir şekilde odadan çıktı.

Toplantı salonuna uğramadan, gazete binasından ayrıldı.

Gazetenin sahibi ile yazarları olan biteni korku ve endişe dolu gözlerle izlediler.

Bu sahneden dolayı gazetenin zarar görebileceğini düşünüyorlardı.

12 Eylül askeri darbesinin “astığı astık kestiği kestik” lideri Evren Paşa, o vakit “Cumhurbaşkanı” idi ama Başbakan da Turgut Özal’dı.

-Olay, ucuz atlatılmıştı.

Evren’e bu klas hareketi çeken Cesur Yürekli Yazar mı?

-Lütfü Oflaz’dan başkası değildi!

Oflaz, 12 Eylül 1980 darbesine karşı ilk insan hakları kampanyasını başlatan gazeteciydi.

Bu yüzden ona “Tek Kişilik Direniş Örgütü” denmişti!

O dönemde savunması dahi alınmadan ilk tutuklanan........

© Yeni Ankara