Türk siyasetinde parti değiştirme; Siyasal Göçebelik
Türk siyasetçiler seçildikleri partiden istifa edip bir başka partiye geçmesi, kamuoyunda sıklıkla etik tartışmaları beraberinde getirse de meselenin kökenleri çok daha derin sosyolojik ve kurumsal temellere dayanmaktadır.
Türkiye’deki sorunun dört temel nedeni var:
Siyaset sosyolojisi açısından Türkiye’de parti değiştirme sorununun ana kaynağı, siyasi partilerin kurumsallaşma düzeyinin zayıflığıdır.
Batı demokrasilerinden farklı olarak Türkiye’de partiler, belirli bir ideolojik tabandan ziyade büyük ölçüde lider merkezli yapılardır.
Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın şu ifadesi en net delilidir:
Lider hegemonyası: Siyasi Partiler Kanunu’nun lidere tanıdığı geniş yetkiler, parti içi demokrasiyi zayıflatmaktadır.
Kendi görüşlerinin parti yönetimiyle çeliştiğini gören siyasetçi, parti içinde mücadele etmek yerine "dışlanma" korkusuyla yeni bir liman arayışına girmektedir.
İdeolojik zayıflık: 1980 sonrası siyasetin ilkesizleşmesiyle birlikte, partiler arasındaki ideolojik sınırlar geçirgenleşmiştir.
Bu durum, bir partiden diğerine geçişi ideolojik bir "ihanet" olarak adlandırılıyor.
Siyasi bir "tercih" veya "siyasi hayatta kalma stratejisi" haline getirildi Türkiye’de
Seçim kanunu ve ittifaklar: Mevcut ittifak sistemi, küçük partilerin büyük partilerin listelerinden girmesini teşvik ederek seçildikten sonra asıl partilerine dönme sürecini bir tür zorunlu parti değiştirme normalleştirmiştir.
Hukuki ve siyasi baskı: İktidarın muhalefet milletvekilleri ya da belediye başkanları üzerinde yargı gücü ile baskı yapması da son 24 yıla damga vuran önemli bir unsurdur.
Avrupa’da Durum: İstikrar mı, değişim mi?
Avrupa ülkelerinde parti değiştirme mevcuttur ancak uygulama ve algı ülkeden ülkeye farklılık gösterir.
İngiltere: Westminster sisteminde milletvekili sadakati çok yüksektir. Parti değiştirmek oldukça nadirdir ve........
