menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aile Hekimliği alarm veriyor

115 0
13.04.2026

Türkiye’de yaklaşık 30 bin aile hekimi, 86 milyona yakın vatandaşa hizmet veriyor.

Sağlık Bakanlığının yayınladığı yeni “performans kılavuzu” hem iş yükünü artırıyor hem de gelirleri aşağı çekiyor

Türkiye’de sağlık sisteminin en kritik halkası hangisi?Hastaneler mi? Şehir hastaneleri mi? Üniversite klinikleri mi? Hayır.

Cevap çok net: Aile hekimliği sistemi.

Çünkü bu sistem çökerse, gerisi domino taşı gibi devrilir.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de:

Yaklaşık 30 bin aile hekimi görev yapıyor.

Her birine ortalama 3.000 – 3.500 kişi düşüyor.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Bir aile hekimi günde ortalama 80-100 hastaya bakıyor.

Yani sistem zaten sınırda çalışıyor.

Bakanlığın hazırladığı yeni “performans kılavuzu” bu yükün üzerine yeni bir yük daha bindiriyor.

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir açık konuşuyor:

“Yeni kılavuz hekimi hastaya değil, bilgisayar ekranına bakmaya zorluyor. Bu kılavuzla birlikte aile hekimliğinde iş yükü artarken ücretlerde düşüşe yol açacak değişiklikler yapılmıştır. Meslektaşlarımız aynı işi yaparsa maaşı düşürülecek, daha fazla iş yaparsa ancak mevcut maaşını zar zor alabilecektir. Özel sektörde dahi uygulanmayan bu acımasız performans sistemi çalışan haklarına da insan haklarına da uygun değildir”

Bu cümle sıradan bir eleştiri değil. Sistemin çöküşe gittiğinin özeti.

Ekrana bakan bilgisayara kayıt yapan hekim, hastaya nasıl bakacak?

Yeni sistemin özü şu:

Daha fazla veri.Daha fazla bürokrasi.Daha fazla rapor.Daha az hasta.

Yeni sistemde bir aile hekimi muayene etmeden hastanın gözünün içine bakarak teşhis koymak zorunda kalacak çünkü ekrana bakarak kutucuk dolduracak.

Soru şu: Bu sağlık hizmeti mi, yoksa veri üretimi mi?

En çarpıcı nokta burada.

Yeni kılavuzda aynı işi yapan hekimin geliri düşüyor

Eski katsayı: 1,5Yeni katsayı: 1,259

Bu ne demek? Yüzde 15’ten fazla gelir kaybı.

Bu sadece bir rakam değil.

Bu bir mesaj: “Daha çok çalış, daha az kazan.”

Asıl sorun maaş da değil. Sorun hastaya ayrılan zaman.

Asıl kırılma noktası işte burada.

Türkiye’de aile hekimlerinin bir hastaya verebildikleri süre yetersiz.

Dünya bir hastaya ne yapıyor?

15 dakika ayırıyor:Dinliyor.Muayene ediyor.Karar veriyor.

Türkiye’de ne oluyor?

3 – 5 dakika: Kayıt giriyor.Dinliyor.Reçete yazıyor.Sıradakine geçiyor

Bazı günlerde bir doktor 100 hastaya bakıyor.

8 saat = 480 dakika100 hasta = 4,8 dakika

Yani doktor hastaya değil, zamana karşı yarışıyor.

Şipşak muayene ve al ilacını git eve modeli yaratılıyor.

İlaçlara ödenen fark ücreti ise sağlık gelirlerinin bonusu oluyor.

Bu fark ne doğuruyor?

Yetersiz muayene.Artan tetkik yükü.Yanlış teşhis riski.Hekim tükenmişliği.Hasta şikayetleri.

Ve bu çökertilen sistem de hastanelere başvuruda artışlara neden oluyor.

Angarya mı? Performans mı?

Kandemir’in sözü tartışmanın merkezidir: “Angarya suçtur. Sağlık Bakanlığı temeli oturmayan bir binaya ışıklı tabela koymaya çalışıyor.”

Aile hekimliği sadece bir hizmet değil sağlık sisteminin temelidir.

Hastaneler dolup taşar.

Randevu sistemi kilitlenir.

Daha zor ulaşılabilir geciken sağlık hizmeti.

Bugün hâlâ çözülmeyen sorunlar var:

Hasta yoğunluğu.Aile sağlığı merkezlerinin bina problemi.Sağlıkta şiddet.Yetersiz tarama merkezleri.

Çözüm ne? Yeni performans kılavuzu mu?

Soru şu: Temel sorunlar dururken neden vitrin düzenlemesi?

Sonuç: sağlıkta yük artıyor, hastanelerde yaşanan randevu süreleri uzuyor hastalara perişan oluyor.

Hatta hastalar özel hastanelere gitmek zorunda kalıyor.

Sağlık sistemi rakamlarla değil güvenle ayakta durur.

Eğer doktor hastaya dokunamıyorsa bu sistem artık tedavi etmez sadece kayıt tutar.

Sağlık sistemi sağlıksız hale geldi ki asıl sorun da budur.


© Yeni Ankara