Buyurun, ‘Sıfır Komşu’ meselesine -2-
Bir önceki yazımızda, Türkiye’nin takip ettiği ‘Komşularla Sıfır Sorun’ politikasının, dönemin şartlarının zorlamasıyla akamete uğramasından hareketle, bugün gelinen noktayı ele almıştık.
Komşularla Sıfır Sorun eksenli yeni Türk Dış Politikası, Batılılarca çalınan Arap Baharı ve Suriye’deki zulüm düzeninin zıvanadan çıkması yüzünden, en azından dönemsel olarak, kendisinden beklenen işlevi gösterememişti. Neticede, yönetime muhalif partiler ve medya dünyası, ‘Sıfır Komşu’ söylemini geliştirmişti.
Diplomaside kurgulanan politika ve stratejiler, genellikle orta ve uzun vadeli beklentileri içerir. İlaveten, dışarıda yaşanan gelişmeler, mevcut dış siyaset uygulamalarını sürekli revize etmeyi gerektirebilir. Mesela; demokratik yolla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mürsi’ye karşı darbe yapan Abdülfettah Es-Sisi’nin yönetimine el koyduğu Mısır’la ilişkilerin soğuması… Mesela; tam da işleri yoluna koymak üzereyken, Batılıların müdahil olmasıyla bozulan Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri gibi…
Aynı durum Suriye için de geçerli. Tam da Suriye ile neredeyse 100 yıldır bozuk olan ilişkileri düzeltmek üzereyken başlayan iç savaş… Beşşar Esat’ın, Türkiye’nin dostane tavsiyelerini, ‘düşmanca gelecek kurgusu’ sanrısıyla karşılaması… Sonuçta Baas rejiminin yıkılmasını getirse de, daha o zamandan düzelebilecek ilişkileri en az 10 yıl ötelemiş oldu. Yaşanan çatışmaların Türkiye’ye yansımaları ve getirdiği maliyetler de cabası…
Günün sonunda, Türk Devleti, kurgulamış olduğu yeni dış siyasetle; bazılarının ‘eksen kayması’ diye yaftaladığı ‘eksen düzeltme’ çabalarında başarılı oldu. Bu başarı dolayısıyla, ‘Sıfır Komşu’ diye alaya alınan Türk Dış Politikası, bugün istisnalar dışında, neredeyse bütün dünya ülkeleriyle ‘Sıfır Sorun’ noktasına evirilmiştir.
Dışımızdaki komşu veya uzak ülkelerle olan ilişkilerin değerlendirmesine, bir önceki yazımızda kaldığımız yerden devam edelim.
Macaristan:
Ülke kimliğinin ana omurgasını oluşturan Macarlarla ortak bir kökenimizin olduğu, neredeyse bütün bilim çevreleri tarafından kabul ediliyor. Bizim ‘Macar’ diye isimlendirdiğimiz toplum, tüm dünya tarafından ‘Hun’ veya ‘Hungar’ diye adlandırılıyor. Ülkenin İngilizce adı olan ‘Hungary’ de buradan geliyor.
Macaristan’la ilişkilerimiz, o coğrafyaya Türk Devleti’nin 1526’daki Mohaç Savaşı sonrasında etkinlik sağladığı Kanunî Sultan Süleyman döneminden beri her zaman sıcak oldu.
Avusturya-Macaristan ağırlıklı Batılı devletlerin baskısı altında yürüyen bu ilişkiler, deyim yerindeyse ‘salıncak’........
© Yeni Ankara
